Bizim Buğdayın Genetiği Değiştirilmedi

Tohum Platformu olarak, “Bizim bulgurumuz varken neden kinoaya gidiyoruz” diyerek sağlıklı gıdalarla ilgili yapılan spekülatif açıklamalara tepki gösteren Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’yi destekliyoruz.

Son yıllarda tarım, tohum, toprak, beslenme konuları oldukça önemli ve ülkeler için stratejik bir öneme sahip olduğu ortaya çıktı. Ulusların geleceği ne yediklerine bağlıdır diyen bilim insanlarının ürettiği bilgiler çeşitli sebeplerden ötürü halk ile buluşamamakta. Özellikle pandemi sürecinde gerek yazılı ve görsel basında, gerekse sosyal medyada bilimsel bilginin aktarımı konusunda aksaklıklar yaşanmakta. Halk tarafından tanınan bilim insanlarının bir kısmı doğru bilgiden değil popüler olan bilgiden yana açıklamalar yapmakta.

Beslenme politikaları; gıda mühendisleri, beslenme uzmanları, tıp doktorları, ziraat mühendisleri, tarım ekonomistleri, ekonomistler gibi birçok disiplinin birlikte çalışarak ortaya çıkardığı bir çalışma alanı olmalıdır.  ‘Bunu yemeyin, şunu yapmayın’ türünden bilimsellikten uzak açıklamalar hem tohum, tarım gibi ülkemiz ve halk sağlığı için son derece kritik öneme sahip konuları sekteye uğratmakta hem de kamuoyunun yanlış bilgilerle sağlıklı gıdalardan uzaklaşmasına neden olmakta.

Yapılan en büyük yanlışlardan biri bitkinin sahip olduğu beslenme değerlerinin yemek için de kullanılması. Oysa her tarımsal ürün piştiğinde farklı bir reaksiyon verip besin değerlerinde çeşitli oranlarda azalmalar olur.

Yani tahılın sahip olduğu protein değeri ekmeğe bütünüyle geçmez.

GENETİĞİ DEĞİŞTİRİLMEMİŞ BUĞDAY

Ambalajların üzerindeki “genetiği değiştirilmemiş buğday” “12 bin yıllık antik buğday” “200 yıllık ekşi maya” gibi bilimsel olarak kesin kanıtlanması mümkün olmayan ibarelerin kullanımı halkın satın alma davranışlarını hiç kuşkusuz etkilemekte, hatta çoğu zaman ilgili kişi ve markaların haksız kazanç kazanmalarına yol açmaktadır.

BİZİM BUĞDAY GÖBEKLİTEPE’DEN KALMA

Şunu ifade etmek isterim ki Göbeklitepe’de tarımsal üretim, gıda üretimi ve herhangi bir tahıl kalıntısına rastlanmadı. Merak edenler için konunun gerçek uzmanı olan kazı ekibinin yayınlarına bakılıp meselenin ne olduğu öğrenilebilir. Popüler yaklaşımlarla yapılan çalışmaları sunumları resmi olarak etiketlere aktarmak, halkı yönlendirmek hem markaya hem ülke tarımına zarar veriyor.

Bunun için diyoruz ki, bilim insanlarının ya da bu konularda uzman olmadan fikir beyan edenlerin, yanıltıcı ve eksik açıklamalarının önüne geçilmesi sağlıklı gıda ve halk sağlığı için kritik derecede önemlidir. Organik üretim, ata tohumu gibi konular konunun uzmanı olmayanlar tarafından tartışılırken, tıpkı ekmek konusunda olduğu gibi yanlış bilgilerin çiftçileri, fırıncıları hem de sağlıklı beslenmek isteyen insanımızı yanlış yönlendirilmesinin önüne geçilmelidir.

MODERN TOHUMLAR KÖTÜ ATA TOHUMLARI İYİ

Konunun uzmanları bilir ki ata tohumu kavramı bilimsel bir kavram değildir. Onun yerine yerel çeşit ibaresi kullanılır. Ayrıca birçok modern çeşit yerel çeşitler ile yapılan ıslah çalışmaları sonucu elde edilmiştir. Bilinenin aksine laboratuvarda olmayan bir tahıl çeşidi yaratılamaz. Yani tüm tohumların atası zaten yerel çeşitlerdir.  Diğer taraftan yerel çeşitlerin bazı özellikleri dışında ıslah edilmiş çeşitlerden daha değerli gibi bir bilimsel çalışma yoktur.

Elbette eski ve yerel olması değerli ve önemlidir. Ama bu yeni çeşitleri aşağılayabileceğimiz hakkını bize vermez. Islahın, melezleme yönteminin ne olduğunu bilen, nasıl bir bilimsel yöntem olduğunu bilen her insan bu yöntemin genetikle ilgisi olmadığını zaten anlayacaktır.

Ata tohumlarını yüceltip, ıslah edilmiş tohumları yeren kullanımlar geleneksel fırıncılık sektörünün itibarını da olumsuz etkilemektedir. Oysa tüm tohumlar, tarımsal ürünler biyoçeşitliliğin bir parçası olup milli zenginliktir.

Bu anlamda Tarım Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli tarafından yapılan açıklama;  “Bilim Kurulu” oluşturma çalışmaları sektör için sevindirici bir haberdir. Bu sayede özellikle tahıllar ve ekmek ile ilgili yapılan birçok yanlış haberin önüne geçileceğine inanmaktayız.

Bunun örnekleri sayılamayacak kadar çoktur…

İşte size doğru diye bilinen bazı yanlışlar;

EKMEK SAĞLIKSIZDIR

Ekmeğin sağlıksız olduğuna dair hiçbir bilimsel veri bulunmamaktadır. Unun çeşidi, öğütülme yöntemi, ekmeğin yapım şekli kullanılan mayanın oranı, fermantasyon süresi, içine katılan ek malzelemer hepsi ekmeğin sağlık yönünü etkiler. Yani tek başına ekmek sağlıksızdır diyemeyiz. Bu arada uzmanların önerdiği tam buğday ekmeği tüketin tümcesinde geçen tam buğday unu da birilerinin deyimiyle “beyaz unun” tamamını ihtiva eder.

Un nasıl yapılır bilmeden un hakkında konuşmak yeteri kadar bilimsel olmayan bir açıklamaya neden olabilir.

BUĞDAYIN GENETİĞİYLE OYNANDI

Buğdayın genetiği ile oynanmadı buğdayda yapılan ıslah çalışmaları gen transferi değildir. Hala daha ıslah ve melezleme ne bilmeyenler varsa önerimiz okullarda söz konusu yöntemlerin Fen Bilgisi dersinde çocuklara detaylı öğretilmesidir.

UNDA KATKILAR VAR

Unlarda var olan katkılar ilgili sağlık örgütleri tarafından kabul edilebilir limitlerde ve hiçbirinin insan sağlığı için zararlı olduğu yönünde bilimsel bir veri yoktur.

EKMEĞİ BIRAKTIM KİLO VERDİM

Ekmeğin kalorisi azaldığında elbette kilo verilebilir ama bu her besin için gereklidir. Özellikle ekmek kilo aldırır algısı doğru değildir. Tahılın türüne göre glisemik indeks farklı olabilir bu diğer besinler için de geçerlidir. Baklava zararlıdır, börek zararlıdır, simit zararlıdır yemeyin diyen kimse yokken ekmek nasıl olsa kolay lokma sahibi yok yemeyelim maazallah zararlı açıklaması bilimsel bir bütünlükle ifade edilemez.

BUĞDAYIN KROMOZOM SAYISI DEĞİŞTİRİLDİ

Buğdayın kromozom sayısı değiştirilmedi. Binlerce yıldır doğada 14.28,42 kromozomlu buğday çeşitleri mevcuttur. Her türlü bilimsel yayında gerekli bilgiler mevcuttur. Hatta Mustafa Kemal Atatürk’ün yaptığı araştırmalar sonucunda hazırlanan belgelerde de söz konusu 3 farklı kromozom sayısında tahıllar bulunduğu bilimsel olarak gerekli yerlerde bulunmaktadır.

ATALIK BUĞDAYLAR İYİDİR

Buğdayların iyi olup olmadığından daha çok kendi aralarında vitamin, mineral ve proteince farklı özelliklere sahiptirler. Bu bakımdan iyi kötü olarak değerlendirmek yerine, farklılıklar zenginliktir anlayışıyla konuları tartışmalıyız.  Ata tohumları ve ıslah edilmiş tohumlar arasında bilinenin aksine proteince çok büyük farklar yoktur. En büyük fark lif oranı ve glüten konusunda görülür. Glüten zararlıdır algısı son yapılan araştırmalarda da gösteriyor ki çoğunlukla hekimlerin ön yargılı verdiği kararların sonucu ortaya çıkarılmış bir alıdır. Amerika gibi birçok ülkede glüten duyarlılığı var denilen hastaların teşhisleri konulmadan test yapılmadığı bulgulara göre karar verildiği ortaya çıkmıştır. Merak edenler bilimsel makaleleri araştırıp okuyabilirler.

SANDIKTAN ÇIKAN 100 YILLIK ATA TOHUMU

Yağlı tohumlar ve diğerleri hepsi birbirinden farklıdır.  Uygun ortam olan gen bankaları dışında, oda sıcaklığında 2 ila 5 yıl arasında muhtemel bozulurlar. Bu bakımdan sandıktan 50 yıllık tohum buldum ektim söylemi doğruyu yansıtamaz. Toprakta 5 bin yıllık tohum bulundu çıkarıldı yeşertildi gibi bir çalışma da bilimsel olarak mümkün değildir. Bu anlamda bu yönde yapılan açıklamalar gereği yansıtmamaktadır.

FIRINCILAR EKMEĞİ BOZDU

Fırıncılar belirli kurallar içerisinde ekmek yaparlar. Ekmeği bozmak deyimi bir zanaatkârlık problemi olarak ancak kullanılabilir. Yani ekmeği iyi yapmayan fırıncılar elbette vardır. Ama bu ekmek bozuldu anlamına gelmez.

BİZİM EKMEĞİMİZ KÖYDEN ÇOK SAĞLIKLI

Köyde yapılan her şey sağlıklı ve hijyen olduğu söylenilemez. Birçok köyde ekşi mayalı diye satılan ekmekler aslında endüstriyel mayalar ile hazırlanıyor. Köylerde ekşi maya kavramı bir gün önceden hazırlanan “gocuk – ekşi hamur” kavramı için kullanılır. Bu anlamda onların ekşi mayalı ekmek dediği aslında gerçekte ekşi mayalı ekmek değildir. Köylerde çoğu zaman gıda güvenliğine uygun olmayan üretimler ekmeğin sağlık yönünün olumsuz etkileyebilir. Köylerde kullanılan unlar çoğu zaman fırıncılık sektörünün de kullandığı un fabrikalarında yapılan unlardır. Yani çoğu köyde değirmen yok unlar aynı unlar. Tüm bunlara rağmen yapılan her ekmek değerlidir. Köyde yapılması profesyonel fırında yapılması, fabrikada üretilmesi farketmez.  Önemli olan ekmeğin tüm üretim şekillerinde gıda güvenliğine uygun üretim yapmaktır.

BİZİM MAYAMIZ 599 YILLIK

Mayaların yaşı ölçülemez, sadece içerisindeki aroma zenginliği belirlenebilir. Bu anlamda günlük beslenemeyen, ya da beslenme zinciri kırılmış mayaların savaş ve kıtlık dönemlerinde ayakta nasıl kaldığı tartışılabilir. Mayanın yaşı onun sağlıklı veya lezzetli olma konusunda bir ipucu vermez. Elbette yaşlı mayalar muazzam zenginliktir ama bu tüketiciyi yanıltıcı bir söylem olarak kullanılamaz.

ÇOCUKLAR TAM TAHIL EKMEK YEMİYOR

Çocukların damak zevki 0- 6 yaş arasında oluşur. Bu anlamda sofrada ne yenirse ona alışır. Yani çocuklara tam tahıl ekmeği alıştırmak ebeveynlerin görevidir.

Benzer İçerikler

“Ben bu cihana sığmazam…”

Anadolu’nun Tat Belleğinden Geleceğe.. Tahıl Hafızası

Emeksiz Yemek Olur mu?

Ateşin Çocukları: Ormancılar…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir