Hasat Bayramımız Kutlu Olsun

Hasat Bayramımız Kutlu Olsun

Anadolu’da 12 ay boyunca hasadı kutlarken buğdayın hasadı bayramı hak eder. Tüm tarımsal hasatların simgesi buğdayın hasadıdır; çünkü o yaşamın başlangıcından bugüne kadar insanlığa can verdi. O yüzdendir ki “hasat bayramı” insanlığın, doğanın ortak bayramıdır. Toprak tüm zenginliğini ve şifasını tohuma, meyveye aktarıp sofraya emanet eder, insanlığın hizmetine sunar.

Kurban bayramını yaşadığımız bugünler de bir taraftan da coğrafyanın şifasını, toprağın bereketini toplamaya devam ediyoruz. Evde bayram,  tarlada umut var şu günlerde. Dünyanın dört bir tarafında hiç bitmeyen tarımsal etkinliklerin hasatla kutlandığı bereketli zamanlar. Bu yıl coşkuyla buluşamasak da hasat sofrasında yüreğimiz hep aynı pır pır..

Binlerce yıldır farklı ritüellerle de olsa kutlanan hasat. Hititler, Asurlular, Selçuklu, Osmanlı, Lidyalılar hepsi var olduğu coğrafyanın tarımsal ürünlerine göre hasadı bayram coşkusunda kutlardı.  Mitolojik hikâyeler, efsaneler hasadın bereketiyle can bulurdu.

Yılın mükâfatı tarladan sofraya gelirken düğün dernek kurulur Anadolu bozkırlarında. Doğudan batıya toprağa emanet ettiğimiz tohumlar cana geldi, kök saldı geçmişe. Köklerinden aldığı ilhamla son gücünü de topladı;  toprağın bereketini meyvesine, tohumuna, yaprağına sakladı. Çayı hasat ediyoruz filize geldi,  fındıklar dallarını eğdi beklemede, ceviz sırasını bekliyor yemyeşil kabuğunda, kabuklu yemişler yolda, meyve sebze çoktan yola çıktı dünyaya. Fındık fıstık ne ala. Nar en son gelecek gücünü kuvvetini alını bekliyor. Narenciye turuncuya boyayacak Akdeniz’i. Bozkırlar sarı gelinlerini, başaklarını paylaştı toprak anayla. Süt mısırlar kana kana sarıya boyandı, Ayşe kadına göle oldu.

“Geleceğin Altını Buğday”

“Geleceğin altını buğday” demişti çok sevdiğim Necla ablam. Şimdilerde Anadolu altın sarısına boyandı sere serpe. Renk paletinde ne varsa hayalde, toprak bronzun elli tonunda…

Kabaklar koyun koyuna, kavun karpuz pazara, lavantalar, ıhlamurlar kokular buram buram..

Karayemişler, incirler, muşmulalar her ne varsa toprağın koynunda yaz dedin mi gökkuşağının renkleriyle sofraya gelmeye, sahibine deva olmaya devam ediyor. Ormanın şifalı reçineleri, bozkırın mucizevi tohumları, denizin çiçekleri, yağmurun tohumları, hepsi pazara çıkıyor, yollara düşüyor yeni heyecanlarla, yeni hikâyelerle tanışmaya.

Her biri gittiği yerlere mutluluk getiriyor yeni anılar yaratılıyor sofranın etrafında. Bir lokma ekmek ile başladığımız beslenme serüveninde insanlık hala sofrada toplanıyor; mutluluğu, acıyı, çabayı paylaşıyor.

Bir atasözü der ki; “ekmek varsa hayat var”

Bire bin verdi ektiğimiz tohumlar kimi toprağa ekti, kimi geleceğine, kimi hayallerine düşler ekti. Hepimiz bu yıl güzel tohumlar ektik hayata. Güzel düşünceler, olumlu değişikliklerle.

Anadolu’da 12 ay boyunca hasadı kutlarken buğdayın hasadı bayramı hak eder. Tüm tarımsal hasatların simgesi buğdayın hasadıdır; çünkü o yaşamın başlangıcından bugüne kadar insanlığa can verdi. O yüzdendir ki “hasat bayramı” insanlığın, doğanın ortak bayramıdır. Toprak tüm zenginliğini ve şifasını tohuma, meyveye aktarıp sofraya emanet eder, insanlığın hizmetine sunar.

Şanslıyız ki biyoçeşitlilik zenginliğimiz, köylerimiz tarımsal üretimin hala yaşayan merkezleri.

Şimdi dua ile minnet ile, sevgi ile hasat bayramımızı kutluyoruz. Bir yılın değil binlerce yılın emeğini doğa bizimle paylaşıyor.

Binlerce sofraya umut oldun, yüzlerce ustanın el izi oldun, dokunduğun her el sana sabrını, huzurunu ödünç verdi Mezopotamya’da.

Sonbaharın yağmuruna, baharın neşesine, yazın sıcağına, bal yapan arıya, toprağa bereket katan solucanlara, cırcır böceklerine yaşayan her canlıya teşekkürlerimiz ve minnetimizle.

Kurban bayramımız…

Hasat bayramımız kutlu olsun…

DİĞER Blog