Marketler mahallenin esnafını öldürürken aklınız neredeydi ey insanlık…

Kararlarımız kaderimize dönüştü, her gün onlarca karar veriyoruz, düşünmeden, hesaplamadan. Kendimizce ilke ve kurallarımız var. Sevinçleri burada yaşıyor cezayı cehenneme bırakıyoruz. Cennetten beklentimiz ise çok yüksek. Her yer sular seller, periler, huriler, yiyecekler, sevgi, aşk…

Oysa birilerinin cenneti birilerinin cehennemini yaratıyor dünyada. Mesela Hitler’in ideal ırk anlayışı yüzbinlerin cehennemi uğruna destek gördü. Zamanın ruhu kötülükten nemalandı yıllarca.

Adalete en son inanan Osman Bey olacak ki; “Oğlum Orhan adil ol adaletli ol” dedikten sonra sloganlar dışında öksüz kaldı.

Sorunlarımıza çözüm ararken de adil değiliz.

Neymiş gıda enflasyonunun suçlusu süpermarketlermiş.

Onlar mahalle esnafını yok ederken de bu kadar duyarlı mıydınız?

Mahallenin fırınları, tatlıcısı, bakkalı, manavı, kasabı, balıkçısı kapanırken kimse sesini çıkarmadı.

Aksine market arabaları çocuklara oyuncak edildi.

Şimdi söylemesi kolay…

Ömrü boyunca süpermarkete bir kilo domates almak dışında uğramayan ekonomistler sorunun suçlusunu ilan etti…

Soruna odaklanıyoruz, sorunun bizde yarattığı duygusal hezeyanlara odaklanıyoruz. Balık kılçığı yöntemini ilkokul birinci sınıf çocukları kullanırken koca koca uzmanlar hala teorisini anlatıyor.

Kıtlık son 30 yılda Sahra altı bölgede, Afganistan, Vietnam gibi ülkelerde yaygın. Daha önce Amerika, İngiltere, Japonya dahil olmak üzere birçok ülke 20. yüzyılda çeşitli sebeplerle kıtlık kaynaklı ölümleri deneyimledi.

İngiltere tarımı bu nedenle gelişti.

Japonya tarımda bağımlı olmamayı bu nedenle tercih etti.

Tablo aynı iç karışıklık, etnik çatışma, örgütsüzlük, bilinçsiz tarım, aşırılar ve oturmuş demokrasinin olmayışı.

Birileri geliyor iştahları ayarlama mekanizmalarımızla oynayıp ayarlarımızı bozup gidiyor.

Kıtlığın, çözümü köye dönüşte, partiler şehirde sorunları çözemeyince vatandaşı köylerine geri yolluyor.

Sürekli aynı haberler… Kariyerini bıraktı köyüne döndü, yanında yüklü tazminat ya da birikmişle…

Parası olmayana köyde de yer yok…

Bizim köye de gelenler var onlar koyun zaten zenginleriydi, simdi çocukları keyif peşinde…

Çoğu köy varoş olmuş…

Hala açlığa, gıda enflasyonuna çözüm üreten yok…

Kaçtık, gene kaçıyoruz sorunlardan. TEKNOFEST bitti, Tarım teknolojileri yükselen trend, tarıma yön verenler hala romantik.

Uzun yıllar süpermarket içinde un mamulleri işi yöneten biri olarak gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki Türkiye’ de israf edilen ekmeğin neredeyse üçte biri market raflarında kalır, ertesi gün iade edilir. Biz de bunu tüm ilgililere 20 yıldır anlatırız, sorunun sistem problemi olduğunu.

Eskiden galeta unu yapılırdı şimdi gıda güvenliği acısından doğru olmadığı için yapılamıyor.

Bu arada ekmek israfı tüm gıda israfının en önemli bölümlerinden…

Tüm bu iade neden mi olur?  Hani şu 3 tabak yemekten birini çöpe atan modern insan var ya aynı insan akşam saat 10’a 10 kala markete gider. Ekmek reyonunda ekmek yok ise ortalığı ayağa kaldırır.

Mağaza yöneticisi hemen tutanak tutar, ekmeği veren ya da o bölümü işleten ilgili firmaya ceza yazılır.

O huysuz ve iştahı, egosuyla yarışan homosapiens sucu genelde başkasında arar. Parasıyla istediği saat de istediğini satın almak ister…

Buğdayı ekeni, hasat edeni, taşıyan kamyoncuyu, öğüten değirmenciyi, hamur yoğuran ustayı, çırağı her bir ferdini yok sayar sürece katkı sunan.

İade yüzünden ekmeğin fiyatı artar, artınca personel maaşı düşer, düşünce çocuklar iyi eğitim alamaz, alamayınca geleceği yok olur.

Geleceğini inşa edemeyen toplumlar çözümü en sonunda köye dönüşte bulur, teknolojide değil…

İktisada girişi okumuş seçkinler olarak, “kaynaklar kıt, istekler sonsuz” bölümünü sular seller gibi ezberlemiş. Bireysel özgürlüklerin parayla satın alınabilecek her şey için teminat olduğunu düşünürüz.

Satın alamayanlara da “öbür dünyanın, Cennet’in güzellik ve sonsuzluğundan bahsederiz, teselli ikramiyesi olarak…”

Aynı homosapiens kendi dünyaya etmediğini bırakmaz, başkalarının hatasını gördüğünde hakikat gevezeliği yapmaktan geri durmaz.

Ezcümle; gıda enflasyonuna suçlu ararken her kapıyı çalan sistem; üretilen gıdanın %30’unu çöpe döken insan unsurunu neden unutur da suçlamaz?

Cevap, çünkü israfın da, kıtlığın da ekonomisi yaratıldı insandan menkul…

Benzer İçerikler

Tarım 5.0 ile Divriği Ulucami arasındaki bağ

Özgürlükler Ülkesinde Aşı Özgürlüğü

Değerler Yanıyor, Yangın Ekonomisi Büyüyor…

Yangın Ekonomisi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir