Tarım Diplomasisi ve Metaverse

Tarımı yeme içmenin basit bir parçası olarak görmeye devam ettikçe “biyopolitik ve tarım diplomasisinin” nasıl bir güç ihtiva ettiğini anlayamıyor, önemini kavrayamıyoruz.

 

Modern çağ gastronomisi lezzetten çok algı üzerine yönetiliyor. Oysa 19 yy mutfağında Savarin gibi çok yönlü gurme yazarlar tat bilimi üzerine yoğunlaşıp konunun bilim tarafını gündeme getirmeye çalışıyorlardı. Savarin “Lezzetin Fizyolojisi ya da Yüce Mutfak Üzerine Düşünceler” adlı kitabında tüm canlıların beslendiğini, insanların yemek yiyip sosyalleştiğini, yediklerinin onların davranışlarına etkilerini inceliyordu. Yemekte kullanılan tarımsal hammaddelerin kaynağı, üretiliş tarzı, tatların davranışlara etkisi, sağlığa katkısı pek çok unsur beslenme yemek ilişkisi üzerinden irdeleniyordu. Osmanlı mutfağı “yenilebilir sağlık” kavramı ile şekillenip, Hititler ekmeğe fasulye katarak ekmeğin sağlık değerini artırmaya çalışıyordu. Antik dönemlerden günümüze tarımsal üretimler, modeller, gıdanın paylaşımı her nevi sosyal olayın da merkezine oturtularak “kurumsal yoksulluk ekseninde kurumsal zenginlik” tarımsal ürünler üzerinden şekillendiriliyor.

Günümüz gastronomisi çoğu iyi niyetli olsa da “üreticiden, kadından.com” gibi popüler yatırımlara endeksli yönetiliyor. Dünya çapında ülkemiz tarımına ve gastronomisine değer katabilecek, çitçinin gelir düzeyini artıracak, kırsal kalkınmaya katkı sunacak projeler bir elin parmağı kadar bile değil. Antep fıstığı dışında Türk adıyla anılan başka bir tarımsal hammadde yok. Baklava, lahmacun, lokum hepsinin ortak mirası Ortadoğu ve Yunanlılar ile paylaşılıyor. Tarımsal ihracat değerli üründen çok fiyat rekabetiyle Afrika ülkelerine makarna satan, Ortadoğu’ya ekmek unu satabilen bir kıvamda.

Tarımı yeme içmenin basit bir parçası olarak görmeye devam ettikçe “biyopolitik ve tarım diplomasisinin” nasıl bir güç ihtiva ettiğini anlayamıyor, önemini kavrayamıyoruz.

TARIM DİPLOMASİSİNİN ÖNEMİ ARTIYOR

Gıda milliyetçiliğinin can azıttığı yaptığı son günlerde, tarımsal üretim bir güç, giderek önemi artıyor.

Tarımda en çok sattığımız ürün fındık, ceviz, kayısı gibi ürünlerin fiyatını biz değil alıcılar belirliyor. Her biri işlenerek değerli gıda ürünlerine dönüşüyor, tat belleğinde sahibi İsviçre / Hollanda.

Rusya, Ukrayna, Hindistan gibi ülkeler “tarım diplomasi” tohumlarını çoktan ekmeye başladılar. Tarımsal üretimin, tarımsal ürün pazarlamanın, biyoçeşitliliğin bir güç olduğunu anlayabilsek te nasıl yapıldığını bilmiyoruz.

Konuya uzun bir giriş yaptıktan sonra tarım diplomasisinin ne olduğunu anlamak için kavramlara değinmekte fayda var.

Biyo politik son yıllarda ülkelerin sahip olduğu biyoçeşitliliğin değeri üzerinden anlam kazanıyor.

Biyo kelimesi hayat ve canlılık demek.

Biyo politik, bir bölgede yaşayan tüm canlılar üzerinden politika belirleme anlamına geliyor.

Diplomasi, sözlükte başka bir ülke veya bölgede iletişim çalışmaları yapmak ve o bölgeyi temsil etmek işi ve sanatı olarak geçiyor.

Biyodiplomasi, bir bölgedeki tüm canlı türleri üzerinden başka bir ülke veya bölgede iletişim çalışmaları yapmak ve o bölgeyi temsil etmek olarak anlatılabilir. Türk fındığı, Antep fıstığı çok bariz bir “biyodiploması” enstrümanı en iyi Çin ve Avrupa ülkeleri yapıyor.

Tarım diplomasisi; tarım müsteşarları, tarım uzmanları, tarım ürünleri, tarım ritüelleri, tarımsal kaynakların her birinin birlikte ülkenin tarımsal zenginlik ve değerlerini kullanarak ülkemizi temsil etmesi olarak açıklanabilir. İhracat, ithalat, tarım lobileri, ürünlerin gastronomide kullanımı, tarımsal ritüellerin pazarlamada kullanımı hepsi tarım diplomasisinin kullandığı araçlardan.

Jeopolitikten sonra şimdi de biyopolitik güç dengesinin kurulması gündemde. Rusya başı çekiyor. Biyopolitiğin ülkelere etkisi, ülkeler arası ilişkilerdeki önemi, biyopolitik ile yapılandırılabilecek ilişkiler modern çağın diplomasi şekillerinden.

YENİ DİPLOMASİ TARIM DİPLOMASİSİ

Diplomasi Antik çağlardan beri kişiler ve toplumlar arası ilişkileri düzenliyor, maniple ediyor, şekillendiriyor. Diplomasi ile savaşlar kazanılıyor, haritalar çiziliyor. İlk diplomasi araçlarından biri tarımsal üretimler, tarım ürünleri takasları, bölgesel üretim olanakları geliyor. Antlaşmalarda biyolojik kaynaklar, tarımsal değerler en mühim maddeleri oluşturuyor. Günümüzde tarım diplomasisinin ne denli önemli olduğu ya unutuldu ya da gerektiği kadar çalışılmıyor.

Hâlbuki tarım diplomasisinin önemli neferleri dünyanın dört bir tarafında. Onlar doyuruyor, onlar üretiyor, onlar lezzet katıyor, onlar bizi temsil ediyor. Her şey unutulsa da açlık unutulmuyor.

Tapduk Emre “mızrakla ülke alır buğdayla yurt edersin oğul” diyerek tarımın önemine dikkat çekerken, Yunus Emre, Mevlana buğdaya tohuma methiyeler düzüp felsefelerini “tohum olmak ile insan olmak arasında coşkulu bir süreçtir yaşamak” diyerek oluşturuyorlar. Tarım diplomasisi bildiğimizden çok daha eski. Dünyanın dört bir tarafında coğrafyalarından dünyaya iz bırakıyorlar. Kristof Kolomp doğu ve batının tatlarını takasa açarken tarımsal diplomasisin de zenginleşmesini sağlıyor. İpek ve baharat yolları tarım diplomasisinin yol almış hali. Tat belleği Japon Kikunae İkeda tarafından keşfedilen “umaminin” keşfiyle başka bir mertebeye taşınıyor.

Amerika; en iyi diplomatlarının çiftçiler, meyveler, sebzeler, tarım bilim insanları olduğunu düşünüyor. Rus, Nikita Kruşçev’in Çin IOWA çiftliklerine yaptığı ziyaret tarımın barışı inşa etmesini sağlamıştı. Yeşil Devrim’in mimari, Nobel barış ödüllü Norman Borlaug bir milyardan fazla insanın hayatını kurtarmakla kalmadı eserleri dünyayı doyurmaya devam ediyor.

Kenneth Quinn “tarımın barışı inşa etmedeki rolü, bu asil mesleğin en inanılmaz güçlerinden biridir” diyerek, çiftliklerin ve tarımsal ürünlerin gezegen mirasının en önemli unsurlarından biri olduğunu ifade ediyor.

BİYOPOLİTİK GÜÇ

Türk fındığının hangi fiyattan nasıl satılacağı bir biyopolitik mesele olup biyopolitik gücünüze göre fiyata etki edebilir, ya da edemezsiniz.

Putin daha yeni başkan olmuşken bir toplantıda kendisine; “Rusya’nın yiyeceğinin %50’sinden fazlasının ithal edildiği” söylendiğinde yüzü bembeyaz olur. O günden sonra ilk işi “gıda güvenliği ve gıda güvencesini” sağlamak olur. Pek çok alanda olduğu gibi tarımda da bağımlılık onu oldukça korkuttuğundan hemen buğday gibi belli başlı ürünlerde yatırımlara ağırlık verir. Ekim alanlarının belirlenmesi, gerekli altyapı hazırlıkları, ihtiyaç duyulan tohumlar için tohumculuğun desteklenmesi, bilim insanlarının transferi – Prof. Dr. Hamit Köksel onlardan biri” Bağımlıyken şimdilerde o başkalarını kendine bağımlı yapıyor. Rusya Ukrayna savaşı Karadeniz’in tahıl ticaretinde ne denli önemli olduğunu bir kez daha gösterdi.

Rusya tarım politikası coğrafi şartların izin verdiği ürünlerde %90 kendi kendine yeterlilik sağlamak üzerine kurulu. Büyük tarım motivasyonunu genele yaymak için ; proje halk ile paylaşıldı; tahıl tüzüğü hazırlandı, paydaşların işbirliği devlet tarafından koordine edildi. Dünyanın en büyük kara kitlesi Rusya 2017 yılında ilk defa Kanada ve ABD’yi geçerek buğdayda ihracat lideri oldu. Putin’in “bir numarayız” basın toplantısı paydaşlara, çiftçilere Rus tarımına büyük bir motivasyon oldu. Rusya şimdilerde tarım diplomasisi yaparak Avrasya, Afrika ve Latin Amerika’da tarımsal ürünlerini görücüye çıkarıyor.

Kimi uzmanlarına göre Rus tahılı Rusya’nın yeni petrolü olarak lanse ediliyor. Rusya ve diğer önemli petrol ihracatçısı; Arabistan arasında çeşitli dönemlerde antlaşmalar yapıldı. Rusya petrolün arzını kıstı Arabistan petrolünün fiyatı arttı, karşılığında tavuk ve tahıl pazarı açıldı. Rusya’nın başarılı tarım diplomasisi çalışmaları sonucunda tahıl trenlerle Çin ve Vietnam pazarına kadar ulaştırıldı. Rusya tarımı şimdilerde gözünü 2 milyar daha artacak olan dünya tarım pazarına dikmiş durumda. Nitekim; Rusagrotrans yöneticisi Oleg Rogachev “Gıda endüstrisinde hedefimiz büyük, zira yiyecek kıtlığı çeken ülkeler karnımızda yer alıyor” diyerek Afrika pazarı ile ilgili tarım diplomasi çalışmalarının başladığı sinyalini veriyor.

Rusya geçmişte dünya pazarında %10 payı olan petrolü satıp gıda satın alıyordu, şimdilerde gıdayı alan değil satan taraf. Hollanda’dan sonra yeni bir tarım devi yükseliyor. Gezegenin buğday arzının %30’u Rusya’nın elinde. Rusya’da Tarım Bakanı, Putin ve Güvenlik Konseyi Sekreteri tarımsal politikaları gerçekleştirmek üzere ortak tarım diplomasisini yönetiyor. Rusya diplomasisinin en önemli argümanı tarım. Ülkeler arası diplomasi de masaya ilk gelen de en son kalkan da tarımsal ürünler, ihracat ithalat antlaşmaları. Tarımsal ihracatta en önemli konu pazarı güvence altına almak. Tarım diplomatları ve devlet başkanlarının ortak çalışmaları sonucu mümkün bir hedef. Tarım diplomatları her zaman gerçek bir insan olan “Tarım Müsteşarları” olmayabilir. Bazen üretim gücünüz, bazen ürün kaliteniz bazense pazarlara yakınlık ya da fiyat rekabeti de tarım diplomasisinin önemli kozları. Tarım gelirleri Rusya’nın GSYİH’nın % 4’ünü oluşturuyor.

Özellikle de temiz enerjinin yükselişi, biyo ticarete olan ilgi küresel ticaret savaşlarının tekrar kızışmasına neden oldu. Şimdilerin savaşı yeşil sahalarda. Ticaretin karbon ayak izi düşük, çevresel etkileri kontrollü ve sürdürülebilir olmak zorunda. Gezegenin geleceğinde ülkeler rollerini bu bakış açısıyla yeniden paylaşıyorlar. Rusya geniş toprakları, limanlara olan yakınlığı, iklim krizinden görece olumlu etkilenmesi kaynaklı geniş tarım arazilere sahip olması nedeniyle bazı ülkelerin gelecekteki gıda tedarikçisi olmaya aday. Önümüzdeki 50 yılda gezegenin sahip olacağı fazladan 2 milyar insan muhtemelen Afrika kıtası ve Asya’da yaşayacak. Onlara yakınlığı, arazi büyüklüğü geleceğin ambarı olmasını kolaylaştırıyor. Öte yandan gübre üretimi için gereken fosfat, potasyum, azotun da önemli üreticisi olan Rusya; tohumu, gübreyi de üreterek tarımda 360 derece hizmet sağlayıcı konuma yükselmek için her şeye sahip. Yenilenmiş demiryolları, suyu, yağmurları başka hiçbir ülkede olmadığı kadar çok.

Dünya artık Rusya’dan kalaşnikofları yüzünden korkmuyor, yemyeşil arazileri, ulaşım atlyapısı, sağlam tarım politikaları dünya tarım diplomasisinin buraya bakmasına neden oluyor. Yatırımcılar, hükümet, Kremlin hepsi tek vücut tarım diplomasisi için dünyanın dört bir tarafında Rus tarımının gücünü gösteriyorlar. Rusya organik gübre yapımına ağırlık vererek doğaya dost teknolojiler geliştiriyor. Temiz gübre temiz gelecek.

ABD’li çiftçiler karlılıktaki azalma nedeniyle üretimi azaltıyor, Avustralya orman yangınları ekinlere zarar verdi. 2022 sezonunda rekoltesi düşecek.

Hollanda dikey tarım ve yapay gıdalar ile tarımdaki gücünü kaybetmek istemiyor. ABD’de zaten teknoloji çok yoğun, tarıma açılacak yeni arazi yok, çiftçilerin devlete olan güveni azalmış durumda. Kanada oldukça teknolojik bir tarım yapıyor, Arjantin dünyayı besleyecek kadar büyük değil. Tarımın geleceğinde Rusya var. Çünkü Rusya’nın geliştirecek daha birçok konusu var. Potansiyelini tam kullandığında korksun dünya Rus tarımından. Türkiye’de tarım bitti naralarıyla sürekli bakan değiştirip görev zararı yazmaya devam etsin.

Dünyada olduğu gibi Rusya’da da tarım, holdinglerin itici gücüyle her geçen gün güç kazanıyor.

Biyo politika kavramını en çok Foucault yazdı. İnsanların “yaşam hakkının” yönetme sanatıyla teminat altına alınması gerekiyor dedi. Yeniçağın salgınları modern sivil hayatın yeniden düzenlenmesini gerekli kılıyor.  Aristoteles; “iyi yaşam çıplak yaşamı politik yaşama çevirmektir” diyor. Karantina ve kamplar, sosyal mesafe arasındaki fark oldukça konuşmaya değer. Koronavirüs yüzünden insanların karantinaya alınması ile savaş esirlerinin kamplara alınması hiç kuşkusuz aynı değil. Salgınla mücadele için herkesin aşı olmaya zorlanması, insanların hayatlarının kontrol altına alınmak istenmesi biyopolitik kavramının “hayat kurtarmak” çabasının bir parçası.

Tarım diplomasisi antik çağlardan günümüze evrim geçirip dönüşüyor, değişmeyen tek şey gücünün devlet kurmaya ve yıkmaya muktedir oluşu. Yeniçağın diplomasi arayışlarında uluslararası tarımsal işbirliği, tarım diplomasisinin ne denli stratejik olduğunun göstergesi. Şu anda tarım diplomasisi daha çok Fao tarafından ve küresel lobi firmaları tarafından yürütülmekte. İthalat lobilerinin yerel yasal düzenlemelere olan ilgi ve etkisi, yeni pazar arayışlarında yerel güçlerle olan iş birliktelikleri, hükümetlerin tarım diplomasisi ile olan ilişki ve menfaat ilişkileri gelişmekte olan ve yoksul ülkelerde gıda arzında sorunların yaşanmasına da neden olabilmekte. Rusya’nın devlet destekli ülke menfaatlerini önde tutan tarım diplomasi çalışmaları halka refah getirirken gelişmekte olan ülkelerdeki tarım diplomasisi yerel ürünlerin değer kaybetmesi ve çiftçinin gelir kayıplarına neden olmakta. Milli kaynakların sınır dışı yatırımlara konu edilmesi de tarım diplomasisinin olumsuz yönlerinden. İthalat lobilerinin ülkemizdeki çalışmaları tarımda ithalatın en büyük sebebi olsa gerek. Ukrayna için zebani Putin, halkı için zenginlik kaynağı.

Afrika ülkeleri dış politikalarını tarım diplomasisi üzerine odaklıyor. Afrika’nın geleceğinde güçlü bir hükümet iradesiyle tarımın stratejik olarak çalışılması var. Afrika’nın tarımsal inovasyonunda sınır dışı tarım yatırımlarının zararlarından görece tarımsal teknoloji iş birliktelikleriyle korunmak yer alabilir. Günümüzde teknoloji üretmek oldukça pahalı. İklim krizine karşı mücadele benzer iklim kuşaklarına sahip ülkelerin tarım teknoloji geliştirme noktasında birlikte hareket etmeleri maliyetleri düşürme açısından oldukça önemli.

Mesela Brezilya gibi ülkelerde zengin biyoçeşitlilik, çeşitli iklim kuşakları, farklı toprak yapısı onların tarımsal “know how’ının” birikmesini sağlıyor. Tarım diplomasisi ile ilişkiler tesis edilerek bilgi ve deneyim aktarımı sağlanabilir. Türkiye’nin Türki Cumhuriyetlere yaptığı tarım yatırımlarının önemli bölümü eğitim – teknoloji ve uygulamaları içermekte. Genç Türkiye Cumhuriyeti kurulurken dünyanın önemli tarım ülkelerinden çok değerli bilim insanlarının ülkemize özel statüyle davet edilmesi tarım diplomasisinin ve Atatürk vizyonunun önemli bir örneği. Tarımsal Araştırma Enstitüleri dünyadaki benzer örneklerinden ilham alınarak kuruldu. Tagem, Tigem, Bügem’de dünyadaki benzerleri incelenerek kurulması gibi.

Ülkelerin tarımsal diplomasi gücü köklü üniversiteler, araştırma şirketleri ve güçlü markalar ile zenginleşmekte. Brezilya’nın EMBRAPA’sı, Meksika’nın CIMMYT’si ülke tarımının da güçlenmesine katkı sağlıyor. Brezilya yaptığı tarım diplomasisi faaliyetleriyle FAO’nun başkanlığına Brezilyalı isimlerin gelmesini sağlıyor.

Antik dönemlerdeki tarım diplomasi faaliyetleri masum gibi görünürken günümüzde G
DO ürünlerin Brezilya liderliğinde dünya tarım piyasalarıyla buluşturulması pek sağlıklı bir gelişme olmasa gerek. Yoksul ve gelişmekte olan ülkeler GDO ürün kullanımına temkinli yaklaşsa da tarım lobileri çeşitli antlaşma ve çıkar ilişkileriyle kapıdan kovuldukları ülkelere bacadan girmeye çekinmiyorlar.

Ülkelerin sahip olduğu kaynaklar gelişmiş ülkelerin radarında savaşlar, iç çatışmalar, lobi faaliyetleri çeşitli araçlar kullanılarak doğal kaynakların ilhak edilmesi sadece an meselesi. Modern çağın tarım diplomasisi sadece tarımı geliştirmek yeni pazarlar bulmak, siyasi gücü perçinlemeye yaramıyor aynı zamanda ülke kaynaklarının dış güçlerin eline geçmesini de önlemeye yardımcı olmalı. Fao tüm dünyanın tarımsal verilerine vakıf tek kurum. Ülkelerin dahi bilmediği birçok tarımsal stratejik bilgiye sahip, avantaj mı dezavantaj mı gelecek gösterecek.

Uluslararası Tarım Diplomasisinin yeni hedefleri; küresel gıda güvenliği ve güvencesini sağlamak, ekonomik kalkınmayı hızlandırmak, çevrenin korunmasını sağlamak. Dünya nüfusunun %58’i Asya’da artacak. Artan nüfus yeni şehirlerin kurulması anlamına geliyor. Çiftçiler için yeni pazarlar ve yeni müşteriler demek.

İklim krizinin olumsuz etkileri bir tarafa Akdeniz çanağındaki Arap ülkelerinde ciddi bir tarım talebi yatmakta. Arap ülkeleri zenginleştikçe daha fazla gıda harcaması yapıyor. Arap ülkeleri her yıl tahıl ithalatının %20’sini geçekleştiriyor. Kuraklığın artması nedeniyle Akdeniz ülkelerindeki tahıl açığı giderek artacak. Akdeniz dünyanın tarımsal anlamda kendi kendini beslemede en bağımlı bölgesi olmaya devam ediyor. Kuraklık, lojistikteki soğuk zincir gerekliliği, hasatta fire, hayvansal ve bitkisel zararlıların zararı bölge ülkelerinin giderek daha bağımlı hale dönüşmesine neden oluyor. Tek çözüm bölgesel işbirliği, teknoloji transferi ve tarım diplomasisi.

Akdeniz için ortak tarımsal hedefler belirlemek her ülkenin bekası için elzem konulardan. Akdeniz diplomasisinin en önemli başlığı tarım diplomasisi. Ülkeler çeşitli agro felsefeleri sahiplenerek yeni bir tarım iklimi yaratmaya çalışıyorlar. Fransa agroekolojiyi sahiplenmiş durumda. Peru agroturizm ile fark yaratmaya çalışıyor. Türkiye’nin tarım diplomasi hedefi ithalat lobilerinin elinde uzun yıllardır ülke menfaatine değil komşu çiftçilere çalışıyor. 2010 yılında UNESCO “Akdeniz diyetini” Somut Olmayan Kültürel Miras olarak ilan etti. Bu açıklama bölgesel kalkınma, yerel üreticinin desteklenmesi, tarımsal ürünlerin ihracatının geliştirilmesi gibi amaçlar taşıyan tarım diplomasi çalışmalarının bir sonucu. Yemek mirası korunurken, tarımsal üretim artırılacak aynı zamanda ülke imajı güçlendirilecek.

Ülkeler arası tarım diplomasisi iklim krizi nedeniyle; “su- gıda- enerji” ilişkisine disiplinler arası çözümler getirmek zorunda.

Ege’yi korumak, Karadeniz’deki balık zenginliğini korumak, Akdeniz biyoçeşitliliğini sürdürülebilir kılmak tüm bunlar bölgesel tarımsal diplomasi ile mümkün. Üniversitelerde tarım diplomasi bölümlerinin açılması, uzman kişilerin yetiştirilmesi, Hollanda örneğinde olduğu gibi tarım üslerinin kurulması, büyük tarım araştırma şirketlerine desteklerin verilmesi, dünya çapında bilinen yerel ürünlere pozitif ayrımcılık yapılarak tüm dünyada tanıtımının yapılması tüm bunlar modern tarım diplomasisi için yapılacaklardan sadece bazıları. Tarımsal Expoların yapılması, Bienallere tarım temalarının entegrasyonu, Tarım diplomasi forumlarının uluslararası boyutta düzenlenmesi özetle diplomasi için ne yapılıyorsa tarım diplomasisi için 10 katının yapılması. İşte o zaman kendi kendine yetebilmek ile tarımda güçlü olmak arasındaki anlamlı farkı anlarız.

Soft Power iletişim çalışmalarının yeni çalışma alanı binlerce yıllık tarım diplomasisi. Tat ile beslenen, ortak tat belleği şemsiyesi altında buluşturan, gelişmiş ülkelerin gıda zorbalığına karşı direnmeyi mümkün kılan diplomasi modeli gelişmekte olan ülkelerin en büyük çalışma alanı. Tarımsal diplomasi ile fark yaratan ülke imajları.

Rusya gibi Çin de tarım diplomasisine önem veren ülkelerden, Çin tarım mucizesine ile ilgili örneği paylaşmıştım. Çin tarım diplomasisi bölgesel kaynakların ortaya çıkarılması, bölgesel işbirliktelikleri, tarıma uygun olmayan arazilerin iyileştirilmesi / renevasyonu, tarımsal eğitimlerin desteklenmesi ve paydaşlar arasında kaynak kullanımı noktasında entegrasyon sağlanması gibi konulara odaklanmış durumda. Çin tarım diplomasisi 20 yıl kadar önce hükümeti lider bir konuma koydu. Bakanlıkların projeler üretmesini sağladı, yerel yönetimler de uygulamayı kontrol ederek kaynakların etkin kullanılmasını sağlıyor. Çin tarım diplomasisi gıda güvencesine katkı sunarken genel diplomasiye de zenginlik ve tat katıyor. Çin Tarım diplomasisinin hedefinde gelişmiş ülkelerin ve gelişmekte olan ülkelerin kalkınma planlarına dahil olmak, onlarla uyumlu çalışmalar yapmak, gastronom ile tarım stratejilerini birlikte yürütme var.

Ukrayna Rusya savaşında ülkelerin bayrağı buğday tarlalarında rüzgâra karşı savruldu. Zira her iki ülke de tarımsal bağlarla Karadeniz’den Avrupa’ya ve diğer ülkelere bağlanıyordu. Çok uluslu şirketlerden CARGİL’in limandaki bir gemisi vuruldu, şirketler 500 kişinin çalıştığı ülkedeki faaliyetlerini durdurdu. 2 ülkenin Karadeniz’deki savaşı tüm dünya çiftçilerinin evine endişe ve maliyet olarak kara haberi uçurdu. Gübre hammaddesinde azalma gübre fiyatlarında artış sonucunda daha az gübre gerektiren diğer ürünlere kaymaya başladı. 2022 yılı hasadında fiyatlardan sonra Ukrayna Rusya savaşının da etkileri olacak. Bu yıl buğdaylarda silah izi var.

ABD’de üretilen gübre için gereken potasın %86’sını Kanada’dan tedarik edilmekte. Buna rağmen savaş fiyatları etkiledi.  Rusya Ukrayna’yı daha işgal etmeden 15 gün önce yapılan açıklamalarla kırmızı buğdayın fiyatının %18 artmasına yetti de arttı. Savaş Ukrayna’da ekili buğdaylara ne kadar zarar verecek, yaz ekimleri yapılabilecek mi?

Amerika buğdayın Ukrayna Köklerini Onurlandırıyor.

Tarım diplomasisi sadece günümüze ait bilgi ve değerlerle yönetilmiyor. Amerika gazeteleri Rusya Ukrayna savaşı sonrası; “eğer bir dilim ekmek yediyseniz, Ukrayna’ya teşekkür edebilirsiniz” mesajıyla savaşın en çok kaybedenlerinden çiftçilere tarım diplomasi mesajını iletiyorlar. Milli tarih anlatana göre değişiyor. Amerikalıların Ukrayna buğdayına olan saygının kahramanı esasen Osmanlı İmparatorluğu. Şöyle ki 1798 yılında yaşanan savaş nedeniyle Rus göçmenler Turkey Red isimli buğday çeşidi Alman asıllı Mennolar tarafından Amerika’ya götürüldü. O zaman Kırım Osmanlı İmparatorluğu’nun toprakları içerisinde. Yani buğday Osmanlı’dan gitti. Amerika Hükümeti;  onları en kötü arazilerin olduğu Kansas’a yerleştirdi. Birkaç yıl sonra Amerika’da çok büyük bir hava olayı yaşandı. Yerel buğday çeşitleri zor iklim koşullarına dayanamadı, tohumluk bile kalmadı. Sadece Kırım’dan giden Turkey Red çeşidi soğuğa karşı dayanıklı olduğu için hayatta kaldı. O günden sonra Turkey Red ile Amerika yerel çeşitlerinin ve modern ıslah çeşitlerinin %80’inden fazlasının geliştirilmesi sağlandı.

Bugün Amerika’daki buğdayların %80’den fazlasının atası Turkey Red, Amerikalılar’da konuyu Ukraynalılara minnetlerini sunarak savaş döneminde gündeme taşıdılar. Biz yıllardır bu konuyu anlamlı bir şekilde hiç kullanamadan Amerika tarımsal diplomasiyi savaşta bile çalıştırıp ortak duygusal bir bağ yaratmayı başardı. Amerika basını; muhteşem hamburger ekmeğimiz, tereyağına bandırdığımız somunumuz, Amerikan kukimiz siz olmasaydınız olmazdı diyerek tarıma, tarihe, Ukrayna’ya  saygı duruşunda bulundu. Onlara göre Turkey Red’in ayakta kalmasını sağlayan; gittiği yerdeki zor koşullara yak uydurması, onu bilen ziraatçi ellerde gurbet ellerde beraber hayata tutunma mücadelesiydi. Şimdi de Ukrayna çiftçileri, Ukrayna’nın kuşları, sığırları savaşa karşı Ukrayna toprağına tutunmaya çalışıyor.

Amerika tarım tarihine, tarım diplomasisine kıymetli katkılar sunmaya devam ediyor.

Turkey Red Amerika’nın kurtuluşunu sağlamıştı kim bilir Ukrayna için de yeniden umut olabilir mi? Kansas’ta pek çok fırıncı ve değirmen Turkey Red ile yapılan ekmeklerin parasını Ukrayna savaşına destek olmak amacıyla Ukrayna’ya gönderiyor, mültecilere ekmek desteği sağlanıyor. Tarım diplomasisinin yıldızı Turkey Red. Ukraynalı fırıncı Bogdan Krasnoperov Odessa’da 24 saat ekmek pişiriyor cephede savaşan askerler için. Kurtuluş savaşında bir dilim Hitit ekmeği Ninda Gurra olan Peksimet ile dünyanın en büyük bağımsızlık mücadelesini kazanan Türkler gibi Ukraynalılarda kazanacak. Bir dilim ekmek yüzünden başlayan  Fransız İhtilali, bir dilim ekmek ile biteceğine inanılan Rusya Ukrayna savaşı, dileriz gezegene umut getirir.

Türk tarım diplomasisi istese Türk buğdaylarının izinden dünyanın dört bir tarafına lezzet turuna çıkabilir. Sadece Kırım’dan giden Turkey Red değil, ABD’li bilim insanı Harlan tarafından Anadolu’dan giden 2 binden fazla yerel çeşit, 1925’te Rus Zhukovski’nın götürdüğü 10 binden fazla buğday materyali, Uzakdoğu ve Yeşil Devrim’in yıldızı Norin çeşidinin atası Centürk her biri Anadolu’dan dünyaya buğday mirasını taşıyan tohumlar hafızasında coğrafyanın antik gizemleri saklı. Tarım diplomasisine hizmet etmemesi için hiçbir neden yok.

Tarım diplomasisi insanlığın elinde yoksul ülkelere zenginlikte getirebilir, yoksul ülkelerin elindeki son doğal kaynakları götüredebilir. Biyopolitik bölgesel canlılığı, türleri korumak geleceğe taşımak için mi yoksa sadece insan türünün geleceği için mi güç unsuru olacak. Lakin günlük birçok gelişme ve teknoloji merkeze insanı koydukça umut değil zulüm taşıyabiliyor.

Tarım diplomasisinin gündeminde Ukrayna Rusya savaşı yönteminde metaverse var. Ülkeler tarımsal değer, biyolojik çeşitliliği, tarımsal ritüellerini metaverse ve NFT ile çalışmaya başladı. Modern tarım diplomatlarının çalışma alanı tüm dünya, yeni pazarlar bulmak, algı tasarımı yapmak için uçağa binmeye gerek yok, metaverse evreninde yaratılacak küçük bir Türkiye dünyanın beynine gitmek demek. Metaverse iklimi şimdi çok güzel, tarıma elverişli sonsuz bir evren var. Burada beyin yıkmak ta, 8,5 milyar insanın evlerine, kalplerine girmek te gözlük mesafesinde. Umalım ki hükümetler, metaverse’de toplantı yapmayı metaverse evreni olarak saymadan yeni keşfedilen metaverse gezegeninde öncü halklardan olmayı başarır, Türk tarımının ne yöne gideceğine bir an önce karar verir.

Nitekim saatleri ayarlama enstitüsü yaz saati uygulaması yaptığında insanlık saatlerini bir saat öne alabiliyor alarmı çalıştırabiliyor. Oysa hayvanların alarmı yok onların biyolojik saatini değiştiremeyiz, belki tarımı da diplomasisini de bir de bu taraftan bakmak lazım. Tarım diplomasisi yeniçağın tarım devrimini yapabilir mi?

Tarım Diplomasisi ve Metaverse

Benzer İçerikler

Karbon Ayağını Denk Al

Metaverse’i Mayalayan Kadınlar

Haz Koleksiyonerlerinin Yeni Gözdesi Metaverse Farm

Metaverse Karın Doyurur mu?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir