Tarımda Metrikleme Zamanı

Ölçemediğiniz, ölçtüklerinizi anlamlı bilgiye dönüştürmediğiniz hiçbir alanda başarılı olmamız mümkün değil. Tarım artık her zamankinden daha fazla unsurdan etkileniyor. Tüm etkenlerin, süreçlerin düzenli şekilde ölçülmesi, anlamlı veriye dönüştürülmesi tarımın geleceğine yapılacak en büyük yatırım.

Dünyanın temeli matematik kuralını her nasılsa unutuyoruz. Ölçme biçme işlerini sevmiyoruz. Esnaflar akşam kasalarındaki parayı kazancı zannediyor, iş dünyası markasının değerini ölçtürmüyor. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde rakamlar ayda bir açıklanan enflasyon, ihracat, ithalattan ibaret. Teknolojinin, big datanın ne kadar kıymetli olduğunu konuşuyor ama uygulamada el yordamıyla iş yapmaya devam ediyoruz.

Tarım çok bilinmeyenli denklem gibi; toprak, bitki, su hepsinin verileri tüm endüstriyi etkiliyor. Bu anlamda tüm verilerin ölçülmesi, büyük bir havuzda depolanması, uzun vadeli strateji oluşturabilmek için çok önemli. Türkiye’de önemli çalışmalar olmakla birlikte, DİTAP türü örnekler daha çok tarımsal ürünlerin dijital ortamda satışına yönelik.

Uydudan gelen veriler, multispektral veya hiperspektral görüntüler, tohumculuğun kullandığı buğday genomu, CRISPI yöntemleri, toprak sensörleriyle toprağın; nem, ısı, tuz oranının ölçümü, meteoroloji ile hava sıcaklık ölçümleri gibi yöntemlerle elde edilen bilgiler tarım 5.0’da “okyanus” denen bir havuzda toplanıyor.  Veriler yapay zekâ ile anlamlandırılıp, tarımın tüm paydaşlarına iletilerek hem kısa hem de uzun vadede tarım yönetiliyor demek istiyoruz ama gördüğümüz; tarımın hala rakamlardan uzak, plansızlık hali. Son birkaç gündür patates, soğan, çeltik olayı metriklemeyi tekrar gündeme getirdi.

Tarım ekonomistlerinin kıymeti hala anlaşılmadı, tarım teknolojileri, tarım 5.0 hala gündem dışı. Tarıma dair yaptıklarımız; “ata tohumu, tohum takas, yerel pazar, evde ekmek yapma, kadın üretici desteği” gibi belirli popüler alanlarda sınırlı. Elbette hepsi iyi niyetli güzel adımlar ama ülkenin tarım endüstrisi için daha fazlasına ihtiyacı var. Fao’nun yaptığı daha teknik ve bölgesel çalışmalar keşke tüm ülkeye uygulanabilse.

Rakamlarla çalışmanın ne denli önemli olduğunu bir kez daha gördük. Elde kalan çeltik, patates, soğanın dağıtılması. Konunun kendisi oldukça manidarken; bir de yanlış rakamlarla ifade edilince tarımda 5.0’ın ne denli önemli bir konu olduğunu tekrar yazmak istedim.

Hal böyle olunca maalesef; soğan, patates, çeltik gibi birçok tarım ürünü elde kalıyor. Mesele dağıtmak değil, elde kalmamasını sağlayacak bir altyapı kurmak.

Tam da ramazan başlamadan belki konuşmakta fayda var duanın da, sadakanın da gizli olanı makbuldür, halka dağıtacağız demek biraz incitici değil mi sizce de. Diğer taraftan halk eğer patates, soğana muhtaç ise zamanında plan yapmak daha doğru olmaz mıydı? Hadi tüm bunları geçtim perşembenin gelişi çarşambadan belli değil miydi? Salgın döneminde kapanan yiyecek içecek işletmelerini bilen uzmanlar duruma uygun bir üretim planı yapamaz mıydı? Yaptık ta üretici mi uymadı.

Hadi ürettik, çürümeye yüz tutmadan, haberlere konu olmadan ilgili kurumlar yıllık üretim rakamlarını, ihracatı, pazara sürülen rakamı bilmez mi?  Hiç mi ilgili bölümlere piyasada patates, soğan hareketi yok nerede bu ürünler diye sormadı.

Sonuç elde kalan soğanın, patatesin dağıtımının anlatılış şekli ve rakamlardaki yanlışlar. Tarım de popüler kavramların peşine öyle bir takıldık ki tohumu, sulamayı, toprağı, ülkenin toprak varlığını, su kaynaklarını, üretim potansiyelini, ürün gamını hepsini lirik şiir tadında konuşuyoruz. Eskiden “memleketin her köşesi cennet” diyen vatanseverlerin yerinde şimdi “vatanın toprakları dünyayı doyurur” diyerek tarımdaki gerçek durumumuzdan uzak algılar yaratıyoruz.

Elde doğru rakam olmazsa stratejiniz çöker

İktisat okuyanlar bilir İstatistik dersi rakamlarla başlar. Yani elde rakam, doğru rakam olmazsa stratejiniz çöker, taktiklerle kurtaramazsınız.

Türkiye’de 980 bin ton çeltik üretimi yapılıyor. Kavuzu soyulduğunda ortalama 564 – 600 bin ton pirinç demek. Yağışların durumuna göre verim yıldan yıla farklılık gösterebilir. Yurt içi tüketim 800 bin ton civarında. Kişi başı ortalama 9.4 kg pirinç tüketiliyor. Pirinç yeterlilik seviyesi % 70’lerde. 300 bin ton civarında ithalat var. 200 bin ton kadar da ihracat var.

Diğer taraftan COVID – 19 salını nedeniyle piyasadaki belirsizlikler, lojistik sorunlar, stoklar nedeniyle dış alım teşvik edildi. 02/04/2020 tarihinde 2349 sayılı kanunla 100 bin ton çeltik ithalatı için gümrük vergileri sıfırlandı. Gelinen nokta elde kalan 50 bin ton çeltik.

Plansız programsızlık üreticinin canını yakıyor, istikrar ve güven her şeyden önemli. Üreticimizin eğitim durumu ve teknolojik altyapısı belli iken rakamları biriktirmek, anlamlandırmak, paylaşmak hiç kuşkusuz ilgili kurumların sorumluluğu. Yoksa bu ne perhiz bu ne lahana turşusu denir. Bir tarafta sıfır gümrükle çeltik ihracatı bir tarafta elde kalan çeltikler. Belki dâhilde işleme rejimi, belki başka bir anlaşma mutlaka bir sebebi vardır ama açıklamakta fayda var.

Velhasıl; rakam sevmezsek, ölçme biçme işine bir an önce el atmazsak, geçmişin rakamlarını “mazi gönlümde bir yara” olarak okur hayıflanırız.

Bu arada elde kalan patates 250 bin, soğan 50 bin ton civarında yani onlar da metriklenememekten nasibini almış. Ortalama yaklaşık kelimelerini kullanma sebebim ise verilerin bir yıl önceye ait olması ve genelde net olmamasından kaynaklı.

Benzer İçerikler

Matematik, iktisat, istatistik ne işe yarar.

Zimem defterleri kapansın, Gönül defterleri açılsın….

Çağın Trendi Toprak

Coğrafyanın Tat Mirası

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir