TARIMIN BAŞKÖŞESİNE TEKNOLOJİYİ KOYDUM

Bilginin muteber olanı has fırınlarda pişip taze taze gelişmiş ülkelere dağılıyor. Orada yatırımlar rakamla, akılla, rasyonel bilinçle yapılıyor. Yoksul ülkelere kalan “akşama pazarda indirime girmiş, artık bilgi.” “Antik tarım” doğadan güzel görüntülerle dekore edilip bir marketing çalışması olarak sunuluyor. Dünya teknolojinin peşinde biz hasat festivallerinde selfi peşinde.

Sosyal medyanın şifreleri gastronomi, tarım üzerine kilitlenmiş durumda. Kıtlık çanlarını çalanlar kıtlıktan en çok nemalananlar, mevzuya en duyarlı gibi görünenlerden. Sosyal medya zamanın ruhunu kirlettiği gibi bilinci de bulanıklaştırıyor. Özellikle de tarım ve gıda konularında sahip olmamız gereken bilinç ve duyarlılık bilimsel olmayan bilgi ve yorumlarla maniple edilmeye oldukça açık. İklim değişikliği, tarım, çevre gibi konulara “sosyal sorumluluk” kisvesi altında proje üretenler gazı en çok kullananlar, israfı en çok yapanlardan.  Sosyal medyada at izi it izine karıştığından kimin bilimsel, kimin bilim dışı olduğunu anlamak takdire şayan. Konu popüler olunca yazarı, çizeri, sanatçısı hepsi aktivist bir duruş sergileyip kulaktan dolma, popüler bilgilerle ahkâm kesiyorlar. Tam bu noktada bulanık zihinler en kolay olan bilgiyi onaylayıp, onun tarafı oluyor.

HAS FIRINLARDA PİŞEN MUTEBER BİLGİ ZENGİNE

Bilginin muteber olanı has fırınlarda pişip taze taze gelişmiş ülkelere dağılıyor. Orada yatırımlar rakamla, akılla, rasyonel bilinçle yapılıyor. Yoksul ülkelere kalan “akşama pazarda indirime girmiş, artık bilgi.” “Antik tarım” doğadan güzel görüntülerle dekore edilip bir marketing çalışması olarak sunuluyor. Dünya teknolojinin peşinde biz hasat festivallerinde selfi peşinde.

TÜRKİYE YÜZYILI

Gelişmekte olan ülkeler güncel olmayan bilgilerle gelecekten koparılırken, öncü ve cesur ülkeler geleceğe teknolojiyle yatırım yapıyor, akılla yönetiyor. Bizim gibi gelişmekte olanlar saman alevi gibi yanıp sönen “bitcoine en çok yatırım yapan, Metaverse’de en çok NFT satın alanlar” liginin başına otursa da aklı başında işlerde ligin sonunu zorluyoruz. Eylül ayı enflasyon rakamlarında da dış mihraklar peşimizi bırakmadı. % 83.45 ile dünyada ilk 5’teyiz. Bizden önce Venezüela, Zimbambe bi de Sudan var. “Dünya beşten büyüktür” derken koyduğumuz kıymetli vizyon ve motivasyon içeride politikanın kısa vadeli zaaflarına yeniliyor. “Türkiye yüzyılı” dediğimiz yüzyıla önlenemeyen enflasyon rakamları, sütsüz, ekmeksiz mideyle giriyoruz. Teknolojiyi hava atmak için kullanıyor, geleceği zerre dert etmiyoruz.

TARIM İÇİN TEKNOLOJİ

İklim krizi nedeniyle teknolojiye en çok ihtiyaç duyulan alanların başında tarım, çevre ve gıda geliyor. Bizlerin bilinci gereksiz bilgilerle grileştikçe yapay zekâ giderek iyileşiyor, daha kusursuz çalışıyor.

GELİŞMİŞLER GELECEĞİ FONLUYOR

Bill Gates, Elon Musk gibi cengâverler uzaktan acımasız görünse de ülkelerin teknoloji motivasyonunu yönetiyorlar. Bu sayede gençler teknolojiyle ilgileniyor, kod yazıyor, uzay aracı tasarlıyor, yapay gıda çalışıyor, yapay sinir uçlarına kafa yoruyor. Söz konusu maceraperestlerin kurduğu “Melinda Gates” vakfı gibi kurumlar da ülkelerin geleceğini fonlamış oluyor. Bi taşla iki kuş, Bizim çocuklar Bodrum’da, Çeşme’de….

YAPAY SİNİR UÇLARI İŞ BAŞINDA

İklim krizinin baş suçlusu insan. Onu anlamadan yola devam etmek mümkün değil. Analiz firması Gallup “küresel mutsuzluğu” ilk defa 2006 yılında ölçmeye başladı. Meğer ne kadar mutsuzmuşuz herkes “kan içtim kızılcık şerbeti kustum” modunda. Tüm sırlar ortaya döküldü, içinde geleceğe notlar var. İnsan türü ne istiyor, medeniyet sandalında sere serpe yol alırken neyi yanlış yaptık. Sinir ağlarımız çökmek üzere. Yerine yapay olanlar çoktan girdi. Pek çok sektörde yapay sinir uçları orijinaline göre daha başarılı. Amerika’da yapılan bir araştırmaya göre bilgisayar yazılımlarının koyduğu teşhisler gerçek doktorların koyduğu teşhislere göre % 68 daha başarılı.

YAPAY SİNİR AĞLARI

Yapay sinir ağları; “insan beyninin özelliklerinden olan öğrenme yolu ile yeni bilgiler türetebilme, keşfedebilme gibi yetenekleri herhangi bir yardım almadan otomatik olarak gerçekleştirebilecek bilgisayar sistemleri” olarak tanımlanıyor. İnsan beyni örnek alınarak; öğrenme sürecinin matematiksel modellemesi sonucu ortaya çıkarılan bir yazılım. Beyindeki biyolojik sinir ağlarının yapısını, öğrenme, hatırlama ve genelleme kabiliyeti taklit edilerek süreç yönetiliyor. Her şeyiyle beyne benzeyen sistemin insan beyninden farkı “unutmamak, yanlış karar vermemek, sübjektif ve bilinçli olmak.” Yapay sinir ağları pek çok alanda olduğu gibi iklim kriziyle mücadele eden tarımın da kurtarıcısı.

YAPAY SİNİR AĞLARI İHTİYAÇ DUYULAN BİLİNÇ Mİ?

Yapay sinir ağları giderek bilinç kazanıyor. Arabalar artık her türlü riski minimize edip yolculuk yapabiliyor, robot servis personelleri kime hangi içeceği servis edeceğini tahmin edebiliyor. Teknoloji sadece günlük yaşantımızda değil iklim krizinin kalıcı etkilerini azaltmak için de güçlü yönler geliştiriyor. Yapay zekâdan sonra sırada yapay bilinç var. Toplum 5.0’ın amacı olan “insana rağmen insanca bir gelecek yaratma gayesi” ile bugün olmasa bile geleceğin kurtarılması.

HİLEKÂR İNSANA YAPAR SİNİR AĞLARI

İnsan türünün iklim kriziyle olan hesaplaşması kaçak güreşle devam ediyor. İnsan türü “mış gibi yaparak” olası geleceği sadece maniple etmekle kalmayıp gidişatı da kandırmaya çalışıyor. Mesela karbon meselesi tam bir kandırmaca, sıcaklığı 1.5 derece azaltma hedefi için yapılan çalışmaların sonuca katkısı sadece %1. Geri dönüşümün maliyeti “astarı yüzünden pahalıya geldi.” Aktivistlerin aktiviteleri epey pahalı.

GELİŞMİŞLERİN ENERJİSİ TÜKENDİ

Sahra altındaki 48 ülkede yaşayan 1 milyara yakın insanın kullandığı elektrik İspanya’da kullanılan elektrikten daha az. İklim krizinin ikiyüzlüleri Ukrayna Rusya savaşı ile birlikte yönünü nükleer enerjiye çevirdi. Gelişmişlerin enerjisi tükendi. Onlar sıradan ayakkabı ve televizyon üretmek için enerji kullanmaktan vazgeçiyorlar. Çöp işleri gelişmekte olanlara, karbon yükünü yoksullara yüklüyorlar. Daha az enerji ülkelerin geleceğini ellerinden alıyor. İklim gettoları giderek büyüyor, iklimin eli sopalı en çok da tropikal bölgeleri hedef alıyor. Karın tokluğuna domates üretiyor, tarımdan hala para kazanamıyoruz.

Büyük abiler, sudan baraj yapacağına “su damıtıcı giysilerin tasarımına yatırım yapıyor.” Tarım topraklarında verimi artırmanın yolunu arıyor, daracık laboratuvarlarda gerçek yeme hissi yaratan yemek haplarını tasarlıyorlar. Tarım topraklarında havadan, mikroplardan, tek hücrelilerden, alglerden gıda üretip doğanın kendini onarmasını sağlıyorlar.  İklim gettolarının saadeti için Metaverse evreni “Cennet konforunda” inşa ediliyor. Gerçek hayatta doymayanlara Metaverse tabakları Michelin yıldızlı.

TEK EVRENSEL DİL KODLAMA

Çocuklarına internet yasağı getiren Steve Jobs ve Tim Cook “tek evrensel dilin kodlama olduğunu, ilkokul çocuklarına kodlama öğretilmesi gerektiğini” ifade ederken kodlamanın temel matematik ve tarih dersleri gibi müfredata eklenmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Yazılım, kodlama, yapay sinir ağları, Metaverse insan türüne son bir şans vermek istiyor. İnsanın bozduklarını insan beyninden ilham alan bilgisayarlar düzeltecek. İngilizce öğrenmek isteyenlere kodlama bedava.

İNSAN TÜRÜNÜN GELECEĞİ YAPAY SİNİR AĞLARINDA

Akıllı telefonlar, akıllı evler, akıllı çiftlikler inşa edip tüm bu sistemleri yönetecek yazılım mühendislerinin olmaması gerçek felaket. Sadece Amerika’nın 1,2 milyon yazılım mühendisine ihtiyacı var, Silikon Vadisi Hintli öğrencilerle dolup taşıyor. Çin kendine zehir gibi beyinler yarattı. Önümüzdeki 30 yıl içerisinde yapay sinir ağları tüm sektörlerin % 50’sini yönetiyor olacak. İnsanın gezegene zarar veren zaaflarını yapay sinir ağlarından daha iyi hiçbir şey engelleyemez. İlhamını insan beyninin çalışma prensibinden alan yapay sinir ağları gezegenin ve insan türünün geleceği olan tarımı kurtaracak.

EGOLARDAN ARINDIRILMIŞ YAPAY SİNİR AĞLARI

İklim krizinden korunmak akıl işi değil, ama insan aklıyla yaratılmış bir yapay sinir ağının işi olabilir. Aklı başında tarımın ilk koşulu insan zaaf ve egolarından arındırılmış duygusal kararlar vermeyen bir mekanizmanın varlığı. Zira elini beline koyup atarlanmanın tarıma hiçbir faydası yok gördük.

TARMDA VERİMLİLİK

Kaynakların azaldığı bir dünyada tarımda verimlilik temel hedef. İnsan türünün geleceği için tarım ve gıdada karar destek sistemleri verimliliği de sürdürülebilirliği de mümkün kılan tek unsur. Tarımdaki bağımsız değişkenleri;  “üretim etkilerinin tahmini, hastalıklar, zararlılar, yabancı ot kontrolü, meteorolojik veriler, hasat uygulamaları, depolama, lojistik yönetimi” gibi konuları veriler ışığında planlamak. Maliyet yönetimi, ön talep tahmini, stok yönetiminin yapılabilmesinin yolu; çiftliklerin yaşam döngüsünde ortaya çıkan tüm verilerin toplanması ve ileriye dönük zekâya temel oluşturmasıyla mümkün. Tüm bu veriler ile ürünün olgunlaşma hızı, üründeki vitaminlerin varlığını etkileyen unsurların yönetilmesini sağlanıyor.

TARIMSAL ÜRÜNLERİN BESİN DEĞERLERİ

Geleceğin gıdaları “azalan tarımsal hammadde” ile hazırlanacağı için ürünlerin protein ve vitamin değerleri arabaların hızı kadar önemli olacak.  Zira gıdalar sadece karın doyurmak için değil, biyopolitik bir güç olarak sağlık, ilaç, kozmetik sanayinin temeli olarak da geleceği şekillendirecek. Çiftlikler için özel kurulan yapay sinir ağları binlerce veri ve göstergeye bağlı olarak çiftliği ve ürünleri yönetecek. Herbisit gibi pek çok ürünün kullanımı azalacağı için verim artacak, maliyetler düşecek. Çiftlikteki üretim iklim krizinden korunacak, çiftçilerin gelir standardı korunmuş olacak. Ülke genelinde yapılan çalışmalar genel anlamda tarımsal üretimdeki dalgalanmaları ve maliyetleri azaltacağı için, fiyat spekülasyonlarının da önüne geçilmiş olacak. Tüm süreç kontrol altında olacağı için ülke için gerekli protein ve besin kaynakları üretilebilmiş olacak. Her anlamda ülkelerin gıda kaynaklı “güvenlik açıkları” kontrol altında tutulmuş olacak.

2023 TARİHİN DÖNÜM NOKTASI

Ukrayna – Rusya savaşı, İklim krizi, Covit 19 salgını gibi gelişmelerin sonucunda “2023 tarihin dönüm noktası.” Buradan sonra yola “kadim tarım bilgileriyle” devam etmek oldukça riskli. İnsan türüne hem yeni bir motivasyon hem de yeni bir teknik lazım. Toprağa, iklime, suya bağlı tarımsal üretim gezegen için de insan türü için de sürdürülebilir değil. Çeşitli sebeplerle 50 yıl içerisinde artan nüfusu besleyecek kadar gıda üretmek olası değil. Elde kalan kaynaklar ve teknolojiyi kullanarak en verimli tarımsal üretimi gerçekleştirmek, yapay gıdaların beslenmedeki oranını kontrol altında tutmak insanlık adına yapılacak erdemli bir hareket olacaktır.

Sorun sadece tarımsal üretimi yapabilmekle sınırlı değil. Tarımsal üretim yapılamaz ise ekosistem bozulur, biyoçeşitlilik azalır, genetik değeri paha biçilemez olan kaynaklar olan tohumlar kaybolur gider. Bu bakımdan iklim krizde bile olsa tarımsal üretimi devam ettirecek bir altyapı kurmak, insan aklını yapay sinir ağlarıyla kontrol altında tutmak zorundayız.

Zira korku akıl katilidir. İnsanlık açlık korkusuyla terbiye edilirken yoldan çıkıp kendi türünün sonunu getirmek üzere.

Benzer İçerikler

RUSYA’NIN AÇLIK OYUNLARI

TARIM İÇİN TOPRAĞA BAĞLI KALMAK ZORUNDA MIYIZ?

İÇERİDE YOKSUL DIŞARIDA GÜÇLÜ

TARIMDA DEĞER KAYBEDİYOR, HAMALLIK YAPIYORUZ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.