Yaşam Zevkinin “Keyifli” İncelikleri….

Severek yapıldığında işin iş olmadığını çoktan öğrendik de severek yaşanılan ömrün ne olduğunu hala çözemedik. Özenle planlanmış bir hayat, itinayla tasarlanmış bir yaşam bir başyapıt gibi, ustalıkla yaşanmış. Yaşam zevkinin incelikleri üzerine kurgulanmış bir paylaşım “KEYİF” Doluca ekibinin her detayını incelikle işlediği buluşmalar. Son yıllarda alışık olmadığımız kadar “incelikli, elegant, içten” bizi düşündürmeye sevk ediyor yaşam şeklimizle ilgili.

Çoğu zaman geçiştirdiğimiz, ıskaladığımız hayatın anlamlı detayları üzerine kafa yormak. Daha keyifle, daha keyifli bir yaşamı paylaşmak. Sadece yaşıyor olmanın getirdiği hazdan beslenmek. Nasıl mı? İnceliklerle bezenmiş bir yaşam ile bir akşam yemeğini şölene dönüştürmek, bir bardak suya kıymet vermek, bir tatlı sohbeti unutulmaz kılmak.

Yaşadığımız, yarattığımız her anı bir sanatçı gibi, kişisel zevklerimiz ve gustomuzla bezemek, farklı kılmak. Çoktandır üzerine hiç konuşulmuyor, oysa Türkiye Cumhuriyeti kuruluş dönemlerinde daha özenli bir yaşam için toplumsal alanda gerek yazılı gerekse yazısız birçok kural konulmuştu. Kılık kıyafet uygulamaları, dil kanunu, Medeni kanun,  yeme içme alanında, toplumsal alanda birçok konu kurala bağlanmıştı. Binlerce yıldır oluşmuş görgü kuralları toplumun rol modelleri tarafından uygulanıp süreç hızlandırılmaya çalışılıyordu. Elbette medeni yaşam olarak anlatılan süreç birileri tarafından lüks ve batı düşkünlüğü olarak algılanıp sonucunda “Araba Sevdası” gibi romanların yazılmasına sebep oluyordu.

Oysa Mustafa Kemal Atatürk’ün aklındaki medeni yaşam zevkle tasarlanmış, zarfiçe yaşanmış topluma ve bireye değer katan bir felsefenin uygulamasıydı. Bunun için; dönemin de için çok tartışma yaratsa da örnek olmak için Coco Chanel’e kıyafet diktirdiğin de; tüm orduyu da onun tasarımlarıyla giydirdi. Verdiği yemekler gösterişten uzak yaşam zevkinin inceliklerini yansıtıyordu. Kadınlar Beyoğlu’na çıkarken döpiyeslerini giymeyi ihmal etmiyordu. Anadolu’nun dört bir tarafında balolarda şıklık yarışına giren genç kızlar ve beyefendiler özenle bilgi ve görgülerini gösteriyorlardı. Yemekler de memleketin imkânlarına uygun yiyecekler ile yapılıp itina ile sunuluyor, klasik müzik, dünya müzikleri sohbeti ölümsüz kılıyordu. Zevkin temeline maddi değil manevi, uygulanabilir kriterler oturtulmuştu. Daha fazla bütçeyle değil daha fazla okuyarak anlatılan güzel bir hikâye ile paylaşılan yemekler doyumsuz bir keyif katıyordu misafirlere.

Sadece misafir ağırlarken mi? Elbette hayır yaşamın her anında işe giderken, taksiye binerken, durakta beklerken, sevgiliye iltifat ederken, toplantıya başkanlık ederken. Her anı özenle ve keyifle tasarlanmış anlar bütünü.

Modern hayatın içerisinde önceliklerin, beğenilerin değişmesiyle son yıllarda daha vasat yaşamları paylaşır olduk. İncelikler değerini kaybetti, özenle kurulan sofralar gözden düştü. Salgınla beraber birçok alanda yeniden toplum mimarlığı yapılıyor. Yemek yapmak, evle ilgilenmek, bahçeli bir alanda yaşamak, sohbet etmek, çocuklarla ilgilenmek şimdilerde Holywood ünlüleri dâhil herkesin trendi oldu. Yapılan çalışmalarda asil kadınlar özetlenirken çocuklu olmak, hırka giymek, kibar olmak, bahçe ile ilgilenmek, şiir okumak, sürekli tertemiz kokmak ilk sıralarda gösteriliyor. Çoktandır burun kıvırdığımız özenli yaşam şimdiler de yeniden trend oluyor gibi. Özellikle de yeniçağın tasarımlarıyla bileştirildiğin de binlerce yıllık Anadolu halıları klasik evlere şıklık katıyor. Bakır bir kapta sunulan mevsiminde salatalar Anadolu bostanından lezzet taşıyor.

Sıkıca tutunsak zamana

İncelikle hazırlanmış bir sofrada yemeğe başlamak. İncelikli sohbetin arasına usulca kahkahalar kondurmak. İliştirmek ardı sıra küçük buseler sevdiğinin omuz başına. İncecik hırkası düşse de sırtından, dantel gibi örülü ferforje sandalyenin arkasından, eğilip alsa centilmen beyefendiler örtse rüzgârın soğuğunu. Küçük bir gülümseme iliştirse dudağının yamacına zarif kadınlar. Bir yel gelse denizden,  begonvil kokulu mumların ışığında gece aydınlansa. Bir kadeh şarabı paylaşsa bir parça ekmeğe yüzyıllık balzamik ile yapılmış salata sosu değse. Işıl ışıl amber kokulu tende rüyaya dalsa hayat. Gece uzak gece ırak birkaç aşk kadar yorgun düşsek de sıkıca tutunsak zamana.

Özenle hazırlanmış bardağımıza incecik bir limon kondurulsa, ipek dantel işlemeli örtüler serilse masaların üzerine. Denize bulaşmış turunç kokusu sinse her yere. Bardağın ne yöne konulacağı, kaşıkla çatalın dansı, ince bir müzik işitilse inceden, sözlerinde mevsimler olan.

Dokunduğun her işe kendinden bir parça tutku iliştirmek. Özenli bir yaşamı paylaşmak epi topu yaşam dediğin gelip gidiyoruz demeden. İzini bırakarak yorgunluğuna değil hazzına talip olarak her “hatıranın”. Dost selamına güven ekleyerek, bir kap yemeğe sevgi katarak incelikli yaşasak hayatı, belleğe incelikli “keyifli” anlar kazısak. Onarsak güzden kalma kalp kırıklıklarını bir kadeh kırmızı ile. Her nevi nebatın renklerinde evrenin gizeminde buluşsak.

Yumurtayı rafadan mı yapsak yoksa az pişmişin akışkanlığına mı gönül koysak. Salatanın sosuna hemhal olsak, incecik yağmaya başlayan yağmura içini açmış toprağa çıplak ayaklarımızı değdirsek. Tenimize bahar coşkusu eksek bir miktar. Yollara düşsek bağ bozumunda soluklansak. Her salkımına geçen incelikli zevki paylaşsak. Üzümü keyfe dönüştüren hikâye de kaybolsak. Arıya, yağmura, toprağa minnetimizi sunsak. Hasadı görsek günebakanların masalında. Bir sanat eserinin karşısında saatlerce hayale dalsak.

Mis gibi kokmak, özenle hazırlanmak buluşmalara, her kelimeyi seçerek kullanmak, müziğe şans vermek, avucuna bir tutam gül yerleştirmek. Selam verdiğinde selama sevgi tutuşturmak. Günaydına yüzyıllık anılar eklemek. Sadece kahveyi değil çayı nasıl içtiğini sormak, müzik zevkiyle ilgilenmek,  marifete iltifat tabi etmek. Özenle uyusak, tutkuyla sarılsak,  uyandığımızda muzip bir gülümsemeyle karşılasak güneşi. Birkaç karat aşk sinse yüreğimize. Öpsek nefesinden sabahın. Bir bağ bozumunda bir salkım üzümü alsak dalından usulca. Toprağa, suya, kırmızısını veren güneşe minnet etsek. Bir bölümünü kendimize ayırsak aşktan, incelikle yaşamak için. Aynı göğe baksak maviden siyaha geçerken gökkubbe, el ele tutuşsak sadece sarılsak.

Yalan da olsa gülümsemek, bir hayat boyu sürecek içtenlikle. Sabahları birkaç adım taze nefes solumak, ılık bir duş, bahar kokan ipek bir gömlek, keyifle hazırlanmış bir bardak çay. Bin bir hevesle yapılmış ekşi maya ekmek üzerin eski kaşar, yanına bir damla zeytinyağı sonbahar tadı taşıyan. Soframızı açsak dostlarımıza, sevdiklerimize.

Paha biçilemez zenginlikler yaratsak; alt tarafı incelikli, gustolu yaklaşımlarla biraz çabayla. Maddesel zenginlikten çok, yaşama olan bağlılık yaşam sevgisinden mütevellit lüksler biriktirsek. Güzel bir söz, güzel bir müzik, güzel bir masa, güzel bir tını ile beslesek buluşmaları.

Özen ve inceliklerle ortak bir yaşamdan beslenen, motivasyonunu paylaşmaktan alan keyifli zaman tasarımı “hayat”.  Her anı keyifle tasarlama; bir akşam yemeğini, kahve sohbetini, iş görüşmesini, küçücük bir kaçamağı, yüzyıllık bir aşkı. Ne varsa mavi göğün altında yaşanmaya değer keyfe dönüştürmek. Keyifle planlamak, su gibi akmasını sağlamak. Serin bir duş ile akşamı karşılamak, sabah mis gibi kokarak sokağa adım atmak. Elini sıkarken güven vermek, rahat hissettiğinde ceketini çıkarmak, itinayla gülümsemek, özenle selamlamak.

Ay şahit olsa..

Şairler şiirler dizse satırlara, sütunlara, ustasından dinlesek zamanı, geceyi giysek üzerimize harflerden, sözlerden; ay şahit olsa.

Yemek hazırlığına tutuşmuşken zül görmeden, mutlulukla domatesleri yıkamak, salatalıkları öyle hevesle parçalamak, aşkla mayalamak hamurları. Sıradan bir limonatayı koca bir ritüele dönüştürmek, küçük bir buluşmaya kocaman çiçeklerle gitmek, müziğin sesini sonuna kadar açmak, coşkuyla dans etmek sanki 18 gibi.

Sanki hep yaz gibi.

Sanki hep bayram gibi.

Sanki her gün giydiğin ipek elbise her dem yep yeni, akça pakçaymış gibi.

İtinayla aşık olmak

İtinayla şişeyi açmak

İtinayla çiçeği toplamak

Yoksa şairin dediği gibi “iki satırlık adamları musallat ettik ömrümüze” diyenlerden mi olmak istiyoruz.

Hepimiz her konuda ustalaştık, farklı işlerde öyle uzman olduk ki yetmedi çift uzmanlık yaptık. Dağları bayırları, engin kariyerleri aştık ta nedendir bilinmez bir tek “hayatımızın ustası” olamadık.

Kim bilir belki de zaman odur ki önce hayatımızın ustası olmakla başlamak lazım ömrümüzün son günü bile olsa. Yaşın, yaşlanmışlığın ne önemi var yaşadığımız onlarca kış, onlarca yaz, sayısız ilkbahar hoyratlıklar yüzünden gittiyse elimizden kalanı toparlama zamanı inceliklerle…

Her seferinde keyifle kulaç atmak maviye sanki ilk defa gibi, tendeki rüzgara fısıldamak. Ziyan etmeden sabahın hayrını, akşama doldurup yaşam zevkinin incelikleriyle günü uğurlamak.

Çoğaltarak, daha iyisini yaparak zenginleşmek kurnazlık yapıp kısa yoldan harcamadan zamanı.

Sadece bir defa gelinen evrenin tüm renklerini görmeye çalışmak, kokuları doyasıya içine çekmek en basit şartlarda bile özenle tasarlamak hayatı, ıskalamamak yaşamı.

Kahvaltı masasına bir demet çiçeği unutmamak, bahar temizliğiyle eve lavanta kokuları taşımak, sıcacık kek kokusuyla komşuları uğurlamak, tatlı bir gülümsemeyle uyandırmak çocukları.

Özenli yaşamı, itibarsızlaştırma çabaları bir yana yaşam zevkinden mahrum büyüyen çocuklar vasat ile terbiye ediliyor. Sevmeye, sarılmaya, saygı duymaya alışık olmayan kırılgan bedenler ruhlarında derin yarıklarla incitme, geçiştirme üzerine hayatlar çoğaltıyor zamanda. Oysa keyifle yaşanmış bir ömürden daha güzel ne iyileştirebilir insanlığın sızılarını. Yeniçağın ilacı özenle yaşamak olmalı sil baştan kim bilir.

Keyifle yudumlamak, keyif alarak sohbete eklemek zamanın heyecanlarını. Yüzlere hikâye eklemek, gama düşmek, ağıtla gözyaşını paylaşmak hayatla. Derme çatma hayatların üzerine kurulmuş konaklarda geçen hevessiz anılar. Işıltılı hayatların içine gizlenmiş karanlıkları bertaraf etmek.

Pencere önüne küçük bir menekşe koymadan

Kurnazlıkla, özensiz yaşamlarla, itinasız aşklarla bi koşu geldik dönüyoruz hayattan tende iz bırakmadan. Müziğe kulak vermeden, iki satır şiir okumadan, pencere önüne küçük bir menekşe koymadan.

Göçtük gidiyoruz bir çocuğun başını okşamadan, gamzesinde bir geceyi geçirmeden sevgilinin.

O vakit ilk gelen güne, keyifli bir şeyler eklemeye ne dersiniz; tıpkı Doluca ekibinin, sevgili Sibel Kutman’ın tasarladığı “KEYİF” buluşmaları gibi. Keyifle dans etmek, bağ bozumunda üzüm toplamak, keyifle şişelemek, keyifle açmak, keyifle paylaşmak. Her buluşmayı, her anı eşsiz bir deneyime dönüştürmek.

Belleğe özenli notlar iliştirmek, yaşam zevkinin inceliklerinde buluşturmak yeni gelen yılı, mevsimleri, hazları çoğaltmak sonsuz bir “KEYFE” dönüştürmek hayatı.

Çünkü onun gibiler doğuştan söz veriyor “hayata değer katmaya, incelikli yaşamaya”

Giden yılın ilk teşekkürü o zaman sevgi ve coşkuyla Doluca ekibine, “KEYİF” buluşmalarına, keyifle eşlik edenlere gitsin…

Benzer İçerikler

Matematik, iktisat, istatistik ne işe yarar.

Zimem defterleri kapansın, Gönül defterleri açılsın….

Tarımda Metrikleme Zamanı

Çağın Trendi Toprak

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir