TARIM İÇİN TOPRAĞA BAĞLI KALMAK ZORUNDA MIYIZ?

Bize yıkıcı bir yenilik lazım, toprak dışında, suyu kullanmadan, sera gazı emisyonlarına katkı sunmadan. Daha az kaynak kullanarak, daha az bütçe ayırarak. Dikey ve hidroponik çiftçilikten gelen tarımsal hammadde ile fonksiyonel, yapay gıdalar üretsek.

4.5 milyarlık ömründe toprağa en çok insan türü zarar verdi. Sadece son 100 yılda değil. İnsanın ayak sesi gezegende duyulmaya başladığı andan itibaren düzeni değiştirmeye, doğanın aklını ciğerinden sökmeye çalıştı. Daha akıllı olmadığını düşündüğümüz diğer hayvanların yaşam dinamiği şimdilerde bilim insanlarının hayranlık evreninde. Sözde en akıllı bizdik. Arıların bizden çok önce konum belirleyebildiği, gezegenin ilk internet ağının sahipleri olduğu çoktan keşfedildi.

Doğanın dengelerini kendi ihtiyaçlarımız için değiştirirken her daim romantik bir söylem bulmayı başardık. Şimdilerde adı “kadim tarım.” Kadim tarımın her nedense masum olduğunu düşünüyoruz. 10 bin yıl önce dünyada yaşayan toplam 10 milyon insan pek çok doğal kaynağı tükettiği için atalarımız Orta Asya’dan göçmüştü. Maya ve Aztek uygarlığı da su kaynakları tükendiği için yok olmuştu. Modern insan kadar olmasa da bilge atalarımız da pek masum sayılmaz.

Öyle ya da böyle bilim insanları gezegendeki dengeyi sağlayan huzur içinde medeniyet sandalında keyif yamamızı mümkün kılan 9 kritik eşiğin 8’inin aşılmak üzere olduğunu açıkladılar. Durum ciddi olunca aklıma deli fikirler, çeşitli komplolar geldi. Toprağı rahat bıraksak. Dünyanın son haleti ruhiyesine bakıp çözüm önerilerimi daha sonra sıralayacağım.

KÖY YAŞAMINA DAİR İZLERİ SİL SÜPÜR

Çocuklar domatesin ağaçta mı yerde mi, elmanın toprakta mı yetiştiğini bilmiyor. Son 50 yıldır tarımsal üretim ile kentler birbirinden oldukça uzaklaştı. Şehirli olmak uğruna verdiğimiz ödünlerden biri köy yaşamına dair izleri silip şehirli olmaya yönelik edinimlerdi. Sonucunda çocuklar gıdaların hazırlık ve sofraya gelme sürecinden çoğu zaman uzaklaştı. Sadece çocuklar değil hali vakti yerinde olanların birçoğu vaktiyle plaza yaşamını tercih edip topraktan uzaklaşmayı tercih etti.

DOĞACA DİLİNDE KURSLAR AÇILDI

Covit 19, Ukrayna – Rusya Savaşı ve ekonomik krizle beraber doğaya dönüş hem maddi hem de manevi anlamda gerçek bir kaçış olarak görülmeye başlandı. Kaçınca gördük ki doğanın işleyişini, dilini unutmuşuz. Unuttuğumuz doğayı önce biz hatırladık şimdide çocuklarımıza öğretmeye çalışıyoruz. Doğaca öğrenmek çok kolay, alfabesi çiçekler. Toprak dersen tüm cümlelerde özne, ağaçlar yok mu onlar her dem çekimli fiil.

DOĞA BİZİ DAHA İYİ BİR İNSAN YAPAR MI?

Bilim insanları, gıdaların üretim sürecini bilmenin çocuklara iyi geleceğini düşünüyor. Doğal gıdalarla beslenmenin sağlık verdiği kuşkusuz. Başka faydaları var mı? Tarım ve gıda süreçlerini bilmek, mesela israfı azaltır mı, yemeğimizi olmayanlarla paylaşmamızı sağlar mı, aile ilişkilerini güçlendirir mi? Toprağa basmak, dalından elma koparmak bizi iyi insan yapar mı? Geçen hafta 8 milyar olduk, bazıları çok doğal ve sağlıklı besleniyor. Hala daha % 40’ımız köylerde yaşıyor. Doğal olarak tarım ve gıdanın her aşamasını görüyorlar. Afrika’nın ve Hindistan’ın %60’ı, Çin’in % 49’u hala köylerde. Tarımsal üretimin tüm süreçlerini biliyorlar. Soylu kentliler çok bilgili, doğacayı bilmeseler de birçok yabancı dil biliyorlar ama gıdayı hala paylaşmıyorlar. Tarımı bilmek, kadim tarım pazarlaması yapmak, her gün açlıktan ölen 25 bin kişinin kurtulmasına yetmiyor.

Madem öyle başka bir yol mu denesek.

GEZEGENİN KRONİK HASTALIKLARINI İYİLEŞTİRMEK

Gezegenin sorunları kronik, hastaneye yatmadan iyileşmesi mümkün değil, tabipler bir süre istirahat veriyor. Ekim, dikim, hasat yok. Hatta ziyaretçi kabul etmesi de yasak, insan türü biraz ara. Varoluşumuzdan bugüne ruhumuzu ve bedenimizi topraktan, doğadan gelen ürünlerle besliyoruz. Biz beslenirken, toprağın, doğanın karnını aç bıraktık, yorgun düştü. Bize yemek üretemez hale geldiler. Bir süre beslenmeye ara versek halden anlasak. Tarlaları, ovaları, ormanları, ağaç ve çiçekleri bir süre kendi haline bıraksak, hasat festivallerine ara versek. Denizler temizlense, ormanlar çoğalsa, toprak iyileşse.

YAPAY GIDA ÖNYARGISI

Bilim yeniliklere kapısını boylu boyunca araladığı için sürekli bizi aydınlatıyor. Biz de bilim gibi önyargısız olsak. Gıda için alternatif kaynak ve yöntemleri düşünsek. Algler, mikroplar, yapay gıdalar, yosunlar ne dersiniz yer miydiniz?

Zira gezegenin kaynakları gıda üretmek üzere tüketiliyor. Biz tüketiyoruz. Sonra da çıkıp yanlış yaptık daha az yiyelim et yemeyip bitkisel kaynaklarla beslenelim demek sonucu pek değiştirmiyor.

YİYEREK TÜKETİYORUZ

Tatlı suyun % 73’Ü tarımda kullanılıyor. Sera gazı emisyonlarının % 30’u tarımdan geliyor. Yedikçe gezegenin sonunu getiriyoruz. Ekilmedik bir karış toprak kalmasın diyenler tarımın çok masum olduğunu zannediyor. Ekosistemler çöktü, biyoçeşitlilik azaldı, sıcaklık artmaya devam ediyor, buzullar eridi, orman varlığı azalıyor. Tek çözümü toprakta tarım yapmayı bırakıp onun kendi kendini iyileştirmesini izlemek.

TARIM İLLA TOPRAKTA YAPILMAK ZORUNDA MI?

Toprağı rahat bırakırsak biz ne yiyeceğiz. Tarım illa toprak ve suya bağımlı olmak zorunda mı?

Mikrop ve alglerden gıda üretmek, yapay gıdalar ile doymak. Toprağı kuzulara emanet etsek, çiçeklere yer açsak, suyu balıklara bıraksak. Toprak kendi kendini onarsın üzerinde insanlık yeniden keyifle kök salsın diye. 12 bin yıllık Holosen çağı insan türünün gezegende rahat bir şekilde yaşamasını sağladı. Gezegen bizi doyurdu, nefes almamızı sağladı. Bize içecek su, yiyecek yemek sağladı. Son 50 yılda düzeni bozduk, tüm eşikleri aştık. Gezegenin işleyişi ve dengede kalmasını sağlayan unsurlar tepetaklak. Şimdi yeni bir tarım devrimine, evrime ihtiyaç var. Dünya iyileşmeden insanlığın iyileşmesi mümkün değil.

HOLOSEN BİTTİ

12 bin yıllık holosen çağı bitti. Sırada Antropozen var. İnsan çağı. İnsan türü büyük bir karar vermek zorunda son 50 yılda mahvettiği gezegeni iyileştirme fırsatı var. Bunun için cesur ve kararlı olmak zorundayız. “Kadim tarım” “organik tarım” gibi romantik eylemleri bir tarafa bırakıp dünya için doğru bir karar vermeliyiz. Zira her yeri tarım toprağı yapmak, üretimi artırmak romantik görünse de gezegen için hala yıkıcı unsurlar içeriyor.

YIKICI BİR YENİLİK LAZIM

Bize yıkıcı bir yenilik lazım, toprak dışında, suyu kullanmadan, sera gazı emisyonlarına katkı sunmadan. Daha az kaynak kullanarak, daha az bütçe ayırarak. Dikey ve hidroponik çiftçilikten gelen tarımsal hammadde ile fonksiyonel, yapay gıdalar üretsek. Odun dışı ürünler ile şifacı yemekler hazırlasak. Sentetik biyolojiye yatırım yaparak, biyoteknoloji yatırımlarını desteklesek. Tüm bu teknolojilerin çevre ve insanla dost ilerlemesini sağlasak.

ÖNLEMLER YETERLİ DEĞİL

Sıcaklığı 30 yıl içerisinde 1.5 derece ile sınırlandırma, sera gazı emisyonlarını azaltma gibi pek çok önlemin yeteri kadar içten ve ulaşılabilir olduğu düşünülmüyor. Önlemler yetersiz ise dünya elden gidiyor. Önerimi bir daha düşünsek.

BAŞKA BİR TARIM MÜMKÜN

Başka bir tarım mümkün olabilir mi? Toprağa bağımlı olmadan, toprağı rahat bırakarak. Bunun için gereken teknolojiye sahip miyiz? Teknoloji yeterli olsa da insanlık iradesi hazır ve kararlı mı? İklim, çevre, tarım ve gıda konularında bilinirlik yüksek olsa da sorumluluk anlayışımız “köye dönelim, organik tarım yapalım” düzeyinde. Oysa sorun tam da burada. İnsan türü yeterince cesur ve dürüst değil. Yaptıkları söylediklerinin tam tersi. Tarımı kurtarmak gayesi muteber bir fikir gibi gözükse de yöntemi fazlaca lümpen ve gerçekçi değil. Gezegenin ihtiyacı olan üretime bir ara vermeden gezegenin iyileşmesi olası değil.

ÇEVRESEL ETKİSİ SIFIR GIDA ÜRETMEK

Gıda çevreye ve hayvanlara zarar vermeden üretilecekse ben varım, bu görüşün dünyadaki karşılığı “etik tarım” Toprak yaşamın ve gezegenin ayrılmaz parçası ise insan gıdası üretmek için ona zarar vermek çok da etik değil. En büyük algı yanılsaması, tarımın antik zamanlarda doğaya zarar vermediği. Son buzul çağından sonra madenleri kullanan insan türü bolca av malzemesi yaptı. “Dünyanın en acımasız suni kasapları insan türü” doğada ne varsa avladı. Ormanları kesti, her yeri kuruttu. Buzul çağı bittiğinde dağlardan ovalara inmek zorunda kaldı, o zaman da tarımı keşfetti. Bahsettiğim zamanlar yeni değil. Şimdilerde romantik bir algıyla anlatılan “antik dönem tarımı” onun verdiği zarar arkeobotanikçilerin hala belleğinde.

TOPRAKTAN BAĞIMSIZ TARIM DAHA VERİMLİ

Modern ve topraktan bağımsız gıda üretim teknolojileri, su yönetimi, bakım teknikleri ile günümüz birim alan başına üretilen mahsulün 10 kat fazlasını üretmeyi sağlıyor. Şu anda kullandığımız alanın sadece %”1’i ile tüm insanlığı doyurabiliriz. Kullandığımız tüm o tarımsal alanların serbest bırakılması, ekosistemlerin yeniden geri kazanılmasını sağlarken, çevre sorunlarını da çözecek. Havadan gıda üretmek, doğanın sahip olduğu hiçbir kaynağı harcamadan.

DOĞAYI DOĞAL HALİNE BIRAKMAK

Gıda üretmek için istila edilmiş toprakları bırakarak yerel bitki türlerinin yetiştirilmesini sağlamak, vahşi yaşamın genişlemesine imkân tanımak, su kaynaklarını iyileştirmek, fosil yakıtları azaltmak, su taşkınlarını önlemek. Tüm bunlar biyoçeşitlilikte iyileşme, yağmur ormanlarında artış dahası sıcaklığın dengede kalmasını sağlayarak dünyayı koruyan buzulların eski haline dönmesini sağlayacak.

Holosen çağının sırrı olan “artı eksi 1 derecelik” muazzam denge tekrar sağlanabilir.

GEZEGENE DEĞER

İnsan sağlığı için topraktan bağımsız gıda üreterek gezegeni iyileştirmek için değmez mi?

Birleşmiş Milletler Gıda Örgütü 2050 yılına kadar 9.5 milyar insan için günümüzde üretilen gıdalarının iki katı gerektiğini açıkladı. Klasik yöntemle topraktan sağlamak mümkün değil. Ne konvansiyonel tarım ile ne de organik tarım ile. Kuzey Amerika, Rusya ve Ukrayna dünyanın en verimli tarım toprakları, buralar daha fonksiyonel gıdalar için mahsul üretebilir. Dünyanın kalanındaki toprakları tarım için değil de ormancılık için kullanmak dünyanın geleceğine oksijen biriktirmek için daha anlamlı.

GEZGEN İÇİN İNSAN TÜRÜNDEN VAZGEÇMEK

Ezcümle toprağa ve suya bağımlı tarım her dönem öyle ya da böyle gezegenin olağan işleyişine zarar verdi. Gezegenin evrimine suni yolla yapılan tüm bu müdahaleler geleceği değiştiriyor. Gerçek değişim dünyayı rahat bırakmakla başlayacak kim bilir.

O zaman gezgen mi insan mı sorusuna cevap vermenin zamanı geldi.

Benzer İçerikler

RUSYA’NIN AÇLIK OYUNLARI

TARIMIN BAŞKÖŞESİNE TEKNOLOJİYİ KOYDUM

İÇERİDE YOKSUL DIŞARIDA GÜÇLÜ

TARIMDA DEĞER KAYBEDİYOR, HAMALLIK YAPIYORUZ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.