Tarımda Verimliliği Artıracak 5 Senaryo Üzerine Notlar

Geçtiğimiz hafta Tarım Bakanlığı tarafından yapılan tarımdaki potansiyeli değerlendirmek, gelirleri artırmak amacıyla verimlilik ve kar odaklı optimizasyona geçilecek açıklaması tarımda stratejik ürün nedir sorusunu yeniden gündeme getirdi.

Önce Tarım Bakanlığı’nın yaptığı çalışmayı aktaralım. Bakanlık kazancı artırmak için 5 alternatif tarımsal üretim modeli üzerine çalışıyor. Yani var olan topraklarda hangi tarımsal ürünleri ekersek en çok parayı kazanırız bunun üzerine yoğunlaşıyor. Çalışmaları yaparken ilk olarak stratejik ürünleri dikkate almıyorlar. Tarım ürünlerini karlılık odaklı planlıyorlar.

Örneğin tüm yurtta fıstık ekersek karlılık 4 kat artıyor. Ama o kadar fıstığı ne yapacağız, tüm tarım arazilerinde fıstık ekilebilir mi orası meçhul.

Çalışmanın devamında stratejik ürünleri dikkate alarak 5 farklı alternatif üzerinde çalışılıyor. Senaryolarda yağlı tohumlara öncelik verilmesi durumunda en yüksek hâsıla elde edileceği ortaya çıkıyor. Çalışmanın amacı çiftçilerin gelirlerini de yükseltmek.

Çalışma yapılırken acaba aşağıda not ettiğim başlıklar dikkate alındı mı merak ettiğim konuların arasında.

–      Değişen iklim koşulları

–      Dünya yiyecek içecek trendleri

–      Azalan su kaynakları

–      İstilacı hayvan ve bitki türleri

–      Gelir kayıpları

–      Geleceğin gıdaları için gerekli tarımsal hammaddeler

–      Nüfus artışı

–      Tarımda çalışacak nüfusun azalması

–      Tarım teknolojileri

–      Tarımda sigorta sorunu

–      Halkın beslenmesi için gereken uygun fiyatlı doğru besinlerin üretimi

–      Tarımda ölçek ekonomisi değişen tarımsal ürünler pazarında hala gerekli ve yeterli ön şart mıdır?

 Tüm bu soruları aklımın bir tarafına iliştirmişken; yapısal anlamda da bir takım sorular zihnimi kurcalıyor.

 Yiyeceği Kontrol Edersen İnsanları Kontrol Edersin…

 1973 yılında ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger, “Petrolü kontrol edersen ulusları kontrol edersin, yiyeceği kontrol edersen insanları kontrol edersin” dediğinde hem “kendi kendine yetebilmek” hem de dünya için değerli, stratejik önemde tarım ürünlerinin üretiminde tekel olmak konusunu anlatmak istemişti.

O zaman mesele devletlerin tarım hedeflerinin ne olduğuyla da oldukça ilgili.

Amaç:

–      Kendi kendine yetebilmek

–      Tarım gelirlerini artırmak

–      Tarımda stratejik ürünlerde dünya lideri olmak

 Hedeflerimizle birlikte coğrafyanın SWOT analizini yapmak tarım stratejilerinin oluşturulmasında en temel konu.

 Tarımsal Desteklerde Adalet

Tarımsal destekler evvelden beri var olan bir sistemin parçası.  Çoğu zaman miyadını doldurmuş gibi gözükse de, çiftçiler tarafından bir hak olarak algılanan; tarımsal destek türlerini kapsayan farklı başlıklarda yapılan ödemeler. Çiftçiler desteklerin bazen adil olmadığını düşünebiliyor. Desteklerin nasıl ve ne amaçla verileceği de şüphesiz konunun sorunlu taraflarından. Destekler üretim maliyetlerini mi düşürmeli, üreticinin inovatif çalışmalar yapmasını mı sağlamalı, pazarlama desteği olarak mı yapılmalı, alım garantisi şeklinde mi olmalı hepsi tarımın geleceği için elzem sorular. Kısa vadeli destekler yerine uzun vadede milli tarım gayesini gerçekleştirmek için “dünyanın akıllı tarım üssü olmak” gibi belirlenecek hedefe hizmet eden bir araç olarak tarımsal destekleri kullanmak en mantıklı seçenek olarak görünüyor.

Tarım Arazileri Bakımından Yoksul Türkiye…

Türkiye ekilebilir tarım arazileri anlamında bilindiğinin aksine çok da avantajı bir ülke değil. Dünyada 30. sırada. Diğer taraftan Türkiye nüfus bakımından 18. sırada. Yani nüfusumuz ve tarım arazilerimiz orantılı değil. Bu ne demek ısrarla tarım ülkesi olacağız söylemi tartışılmalı. Tarımsal üretimde mi, tarımsal ihracatta mı iddiamız var. Çünkü dünyada belli başlı tarım ürünleri hâlihazırda ülkelerin tekelinde ve değiştirmesi çok kolay değil. Özellikle de bizim gibi toprakları az ve verimsiz olan ülkeler için tarımda çıkış noktası, geleceğin gıdalarına uygun katma değerli tarımsal ürünleri ve entegre gıda markalarını yaratacak güçlü bir gıda sanayii yaratmak.

Güvenli Gıda İçin Havza Bazlı Destekleme Modeli

Tarım Bakanlığı tarafından yürütülen Havza Bazlı Destekleme Modeli kapsamında 945 havzada, 21 ürün destekleme kapsamına alındı. Buğday, arpa, çavdar, çeltik, mısır, tritikale, yulaf, mercimek, nohut, kuru fasulye, yağlık ayçiçeği, pamuk, soya, kanola, aspir, çay, fındık, zeytinyağı, yem bitkileri, soğan ve patates.  Bir tarafta çaya verilen destek, soğana ödenen destek bir tarafta da nohut – kuru fasulye gibi geleceğin protein kaynaklarına verilen destek bizi tekrar düşünmeye itiyor. Tarımda destek neden verilir. Kısa vadede çiftçiyi korumak için mi, halkın uygun fiyata karnını doyurması için mi yoksa katma değerli tarım ürünleri üretmek için mi? Tüm bu soruların cevabı milli tarım hedefini daha ileriye taşıyacaktır.

Değerli Tarımsal Ürünler

Dünyada üretilen stratejik tarımsal ürünleri, kahve, fıstık, pamuk, soya, mısır, tahıllar, kabuklu meyveler, tıbbi aromatik bitkiler, tütün, yağlı tohumlar, zeytin yağı, üzüm, mandıra ürünleri gibi sayabiliriz. Dünyada üretilen gıdaların temel hammaddeleri söz konusu tarım ürünlerinden sağlanıyor. Ülkelerin para kazandıkları ürünlere baktığımızda katma değerli ürüne dönüştürülebilen tarımsal ürünler. Örneğin kahve, tıbbi aromatik bitkiler, kabuklu meyveler, yağlı tohumlardan oluşmakta.  Örneğin fındıklı İsviçre çikolatası Türk fındığının 6 dolara ithal edilip, 30 dolara ihraç edilen bir ürüne dönüştürülmesiyle ortaya çıkarılan katma değerli ürüne önemli bir örnektir.

Stratejik Tarım Ürünü Ne Demek…

Konuya iki yönlü bakmak gerek.

İlki devletlerin yoksul halklarını, uygun fiyata besleyebilmek için gereken tarımsal ürünler.

    –      Hububat, pirinç, soya, sebze ve meyveler gibi uygun fiyatlı besin kaynakları olduğu için özellikle geri kalmış ve gelişmekte olan ülkelerdeki yoksul halkın doyurulması için gerekli tarımsal ürünlerdir. Dünyada en çok tüketilen ürünler tahıllar, pirinç, mısır, soya olarak sıralanabilir.

İkincisi;  tarımsal ürün ihracatı anlamında önemli gelir sağlayan tarımsal ürünler.

    –      Kahve, fıstık, yağlı tohumlar, tıbbi aromatik bitkiler üretildikleri ülkelerde tarımsal ihracatın yüz akı ve para kazandıran ürünler olarak dikkat çekiyor. Bu ürünlerin diğer bir özelliği katma değerli ürünlere dönüştürülebilmeleri ve kar marjlarının yüksek oluşu. Aynı zamanda dünya üzerinde sınırlı bir alanda ekilebilir olmaları onları üreten ülkelerin de avantajlı konumda olmalarını sağlıyor.

Tarımda karlılığı artırmanın yolu hangi ürünü, neden ekeceğimiz sorusuyla cevaplanabilir mi?

Uzun zamandır yazıyorum. Tarımsal ihracattan para kazanmak için tarım ürünleri üretmek zorunda değiliz. Tarımsal ihracattan para kazanmak için tarım ve gıda endüstrisinin birlikte hareket etmesi gerekiyor. Markalar yaratmamız gerekiyor.

Şunu unutmamak gerekiyor. Kahve satan ülkeler kahveyi işleyip satan ülkelerden çok az para kazanıyor. Bu bakımdan tarımda kendi kendine yetebilmek değerli bir avantajdır ama gerekli değildir. Örneğin Hollanda ekim alanları ürettiği gıdalara oranla çok azdır. Eğer varlıklı bir ülke olursanız tarım alanına da ihtiyacınız yok; tarım ürünlerini Dubai’nin yaptığı gibi topraksız da üretebilirsiniz.

Tüm bu sebeplerden ötürü önerimiz şudur ki hedef tarımda karlılığı artırmak yerine tarım ve gıda stratejisine daha fazla yoğunlaşıp konuyu bütüncül bir yaklaşımla incelemektir.

Dünya akıllı tarım üssü olmak, gıda endüstrisi inşa etmek, geleceğin gıdaları için tarım ürünleri yetiştirmek, geleceğin gıdaları konusunda markalar yaratmak asıl hedefimiz olmalıdır.

Çiftçinin En Temel Beklentisi Ürünü Değerinde Satabilmek…

Çiftçi için en önemli konu;  ekilen ürüne verilen destekten daha çok ürününü satabilme garantisi. En iyi koşullarda ürettiğiniz domatesi, çayı, biberi değerinde satabilmek çiftçinin temel beklentisi olarak onun temel motivasyonudur.

Gayri Safi Milli Hasılaya Tarım Gelirlerinin Katkısı…

Türkiye’de 1960’lı yıllarda gayri safi milli hasılaya tarımın etkisi % 54 civarında günümüzde; yıllara göre değişmekle beraber % 6. Yani giderek tarım ülkesi olmaktan çıkıp imalat sanayii, hizmet sanayii gibi farklı alanlarda üretmiş ve para kazanmışız. 2000’li yıllarda % 10’larda olan oran giderek azalıyor. İki yönlü bakılabilir farklı sektörlerin giderek katma değer yaratması ya da tarımda kötüye gidiş. Meselenin bu yönü farklı bir yazıda detaylı anlatılır.

Peki, dünyada durum ne birçok ülke Türkiye ile aynı kaderi paylaşıyor. 50’li yıllarda tarım ülkesi olan birçok ülke şimdi farklı alanlarda güçlenerek tarımda etkisini kaybediyor. Örneğin tarımsal üretimde son yılların en önemli ülkeleri olan Çin % 20’lerden %’de 8 ‘lere düşmüş. Hindistan % 45’ten % 15’e düşmüş. Yani tüm ülkelerde tarımsal üretim azalış gösterirken farklı sektörler yükselişte. Tam tersi birçok yeni ülke tarıma yatırımlarını artırıyor. Burada bakılması gereken nokta dünya ekonomisinin yaklaşık % 5’ini oluşturan tarımın payı giderek artıyor mu yoksa azalıyor mu?

Meselenin asıl boyutu gıdanın gelecekte azalması, fiyatının artması. Bu bakımdan özellikle yoksul ülkeler gıda sorununu çözmek zorunda.

Gayri safi yurt içi hâsıla 9000 $ bandında olan ve dünyada ortalama 70. Sırada yer alan Türkiye için tarım hedefini  “kendi kendine yetebilmek” olarak belirlemek çok da mantıklı olmayacaktır.

Türkiye’nin tarım hedefi katma değerli tarım ürünleri üretmek beraberinde global gıda markaları yaratmak olmalıdır. Katma değerli tarımsal teknoloji ürünlerini de işin içine katabilirsek Gayri Safi Yurt içi Hasılaya tarımın katkısı artarken çiftçiler de karlı bir iş yapmış olacaktır.

Tarım Gerçek Bir Ticarettir Romantik Bir Hobi Değildir…

Türkiye’de tarım konuşulurken yapılan en büyük hata tarımın romantik bir uğraşı olarak aktarılması. Oysa tarım bir ticarettir. Romantik planlamalardan çok ticari stratejiler belirlenmelidir.

Sonuç olarak Türkiye ne üretmeli sorusunun cevabı; iklim değişikliğine uygun tohumlarla; birlikte kullanılabilecek tarım ürünlerinin üretilmesi olarak anlatabiliriz. Geleceğin gıdaları olan fonksiyonel gıdalara uygun hammaddeler de üretimin hedeflerinden olmak zorundadır.

4 Üründe Dünya Lideri…

Şu anda Türkiye Fındık, kiraz, incir ve kayısı gibi 4 üründe dünya lideri. Gelecekte ne üreteceğimiz gelecekte ne olacağımız aynı zamanda da tarımdan para kazanıp kazanamayacağımızı gösterecek.

Ne Üretelim O Zaman…

–      Tıbbi aromatik bitkiler

–      Kabuklu meyveler

–      Yağlı tohumlar

–      Bakliyat ürünleri

–      Deniz ürünleri

Tüm bu tarımsal ürünlerle yaratacağımız fonksiyonel un mamulleri markaları, takviye gıda markaları ile de ihracatta rekabet üstünlüğü kazanabiliriz.

Devlet Ne Yapmalı…

–      Tohumculuğu desteklemeli

–      Tarımsal teknolojileri desteklemeli

–      Tarımsal ürünlerin ihracat olanaklarını desteklemeli

–      İklim değişikliklerinin etkilerinden tarımı korumalı

–      Tarımsal arazilerin inşaata açılmasını engellemeli

–      Tarım ve gıda endüstrisinin buluşması için kolaylaştırıcı düzenlemeler yapmalı

–      Girdi fiyatlarının düşürülmesini sağlamalı

–      Tarımda kümeleme ve uzmanlaşma modellerinin uygulanmasını sağlamalı

 Yurt dışında pazarlaması planlamadan yapılacak destekleme alımları, diğer destekler, tohum dağıtımı gibi uygulamalar milli tarıma yarardan çok zarar verecektir.

Tarımsal İhracatta Durum Ne…

En çok tartışılan konulardan biri tarımsal ithalat. Türkiye tarımsal ihracatta 27. İken ithalatta ortalama 25. sırada. Örneğin Hollanda tarımsal ihracatta 2. sırada. Aynı şekilde tarımsal ithalatta da 3. sırada. 17 milyon nüfusu olan Hollanda 70 milyon dolarlık tarımsal ithalat yaptığı ürünün çok az bir kısmını iç piyasada tüketirken 104 milyon dolarlık bir ihracat yaparak, tarımsal ihracattan çok ciddi gelir elde ediyor. Hollanda’da tarımsal üretim çok az, önemli olan dışarıdan aldığı uygun fiyatlı tarımsal ürünleri işleyerek ya da yarı mamul olarak katma değer katarak ihracatını yapabilmesi. Sonuçta hükümet de Hollanda gıda endüstrisi de memnun. Bu arada Hollanda’nın tarımsal üretimde 37. sırada olduğunu unutmamak gerek.

Türkiye Ne Yapıyor…

İthal ettiği tarımsal ürünlerden çok azını kullanarak ihracat yapıyor. Örneğin her yıl spekülasyon olan buğday ithal ettik meselesi. Alınan buğdayların önemli kısmı fabrikalarda paçal yapılarak ülkelerin istediği standartlara uygun irmik, makarna, bisküvi üretilerek ihracat gerçekleştiriliyor. Yani Türkiye ithalat yaptığı ürünleri yurt içinde yemek üzere ithal ediyor, katma değerli ürüne dönüştürüp satmak için değil.

Tarımsal üretimi ve tarımsal ithalatı planlarken hiç kuşkusuz yurt içi tüketim oranlarına da bakmak gerekir. Türkiye’de kişi başı en çok tüketilen tarım ürünlerine baktığımızda yıllık 210 kg buğday, 15 kg mısır, 3o kg şeker, 9 kg pirinç, 1 kg soya fasulyesi ve 3 kg kadar diğer hububat bazlı besinler geliyor. Bu tablo aynı zamanda Türkiye’nin stratejik tarım ürünlerini de gözler önüne seriyor.  Mandıra ürünler, hayvansal besinler, deniz ürünleri, çikolata bazlı ürünler hala tüketimi az olan gruptalar.

5 Farklı Senaryo 5 Farklı Durum

Bakanlık tarafından açıklanan tarımda karılığı artırma çalışması kapsamında çalışılan 5 senaryoya bakarsak söz konusu ürünlerin hâlihazırdaki durumunu incelemekte fayda var.

Hububat öncelikli senaryoda Gayri safi milli hasıla yüzde 6.48 oranında artırılabiliyor. Şu anda dünyada 5. sıradayız, yani önümüz açık.  Yağlı tohumlar öncelikli üretim dediğimizde hasılamızı yüzde 13.53 artırabiliyoruz. Şu anda ithalatta dünya 8. olan Türkiye, ihracatta herhangi bir varlık gösteremiyor, bu alan çok önemli ivedi olarak çalışmaya başlamalıyız. Baklagillere öncelik verirsek yüzde 1.68 hasıla artışı sağlanabiliyor. Bu alternatif anlamlı bir değer yaratamaz ama uzun vadede geleceğin katma değerli ürünlerini yaratmak, fonksiyonel gıdalar üretmek için doğru bir alan. Pamuk ve buğdayı öncelikli artırdığımız zaman yüzde 9.24 hasılamızı artırabiliyoruz. İthalatta dünya 3. olan Türkiye’nin ihracatta iç bir ağırlığı yok. Geçmişte pamukta var olan üstünlük zaman içinde çeşitli sebeplerden kayboldu. Üzerine çalışılması gereken alternatiflerden.

Şu anda ihracatta etkili olmadığımız pamuk ve yağlı tohumlarda üretimi artırmak aynı zamanda katma değerli ürünler yaratmak alternatifler arasında en anlamlı gibi olanı duruyor.

Her Ülke Kendi Topraklarında Halkının Temel Beslenme Ürünlerini Üretecek Kadar Tarımsal Üretime Sahip Olmalıdır…

Hollanda örneği bu başlık için de doğru bir örnek olsa gerek. Hollanda kendi halkını besleyebilecek kadar stratejik besini kendi ülkesinde üretiyor. Hollanda’nın tarım stratejisi ne diye sorarsanız tarımsal ihracat ile gayri safi milli hasılayı yükseltmek.

Tarımda Kendi Kendine Yetebilmek Ne Demek…

Temel olarak, ülke halkının özellikle de yoksul halkın sağlıklı beslenmesine yetecek kadar doğru tarımsal ürünü uygun fiyata üretmek, gerekli tohumculuk altyapısına sahip olmak olarak açıklayabiliriz. Temel şartları sağlamış Fransa, Japonya, Kanada, Avustralya gibi ülkeler tarımı “kendi kendine yetebilmek” dışında bir para kazanma aracı olarak görüyor.

Geleceğin Protein Kaynakları Bakliyatlar…

Birleşmiş Milletlere bağlı Gıda ve Tarım Örgütü(FAO) tarafından 2016 yılı ‘’Uluslararası Dünya Bakliyat Yılı’’ ilan edilmişti.

FAO dünyada yaşanan açlık ve yoksulluğa karşı proteince zengin uygun fiyatlı besinlerin gıda güvencesi açısından önemli olduğuna dikkat çekiyor.  Protein bakımından zengin baklagillerin açlığa karşı önemli bir çözüm olduğunu;  ama tüketicilerin mercimek, nohut, fasulye gibi baklagillerin insan sağlığı için ne kadar faydalı olduğunu bilmedikleri uyarısını yapıyor.

Bakliyat ürünlerinin Türkiye pazarındaki durumu uzun ve zorlu bir hikâyenin konusu. 1980’li yıllar artışın ve kendi kendimize yettiğimiz yıllar. Aynı zamanda nohut ve mercimekte ihracat lideri olduğumuz zamanlar.

1994 yılında baklagil üretim politikası değiştirildi. Destekler azaltıldı ya da kaldırıldı. TMO ve kooperatiflerin rolü azaltıldı. 1990 yılında 2o milyon olan ekim alanı 2016 yılında 7 milyon dekara indi keza üretimde azaldı.

Sonuçta kişi başına düşen bakliyat tüketimi de ihracat da azaldı. Oysa Türkiye için bakliyat stratejik bir üründü çünkü beslenmemizin en uygun fiyatlı aktörlerindendi.

İhracat Liderliğinden İthalatçı Ülke Konumuna…

1980’li yıllar mercimek gibi bakliyatların tüketiminin artırılması için yapılan çalışmalara sahne oldu.  Prof. Dr. Ayşe Baysal mercimeğin faydalarını anlatıp ve yemek tarifleri vererek tüketimi teşvik etmişti.

Yaklaşık 30 yıl önce yeşil mercimek üretimine ağırlık veren Kanada 2016 yılında 605 bin ton yeşil mercimek üreterek bugün dünya pazarının en önemli ihracatçısı konumundadır. Bizim onlardan mercimek ithal ediyor olmamız konunun başka bir ironik tarafıdır.

Üretimin azalması sonucunda ortaya çıkan rekolte eksikliği spekülatif hareketlere zemin hazırlamış ve sonuçta da bakliyat fiyatlarında fiyat dengesizliklerine neden olmaktadır.

Bakliyat tüketiminin azalması tahıl tüketiminin yükselmesi, pirinç tüketiminin artması obezitenin de hızla yükselişe geçmesine sebep olmuştur.

Bakliyat ürünleri kanseri önleyici etkisi, anne sütünü artırıcı etkisi yanında toprağa verdiği azot ile de toprağı besler ve onu güçlendirir.

Bakliyat ürünlerinde dekar başına verimlilik dünya ortalamışının üstündedir. Oysa buğdayda bizde dekar başına verimlilik 280 kg civarında iken Avrupa Birliği ortalaması çok daha yüksek olup 500 kg bandındadır.

Son yıllarda bakliyat üretimi yapılan alanların çoğu verimi düşük ata tohumu buğdaya ayrılırken giderek bakliyat üretimi azalmaktadır. Konunun başka önemli bir tarafı Türkiye’nin bakliyat ithal ettiği ülkelerin; Türk malı olarak bizden aldığı bakliyatları ihraç etmesidir. Çünkü bu coğrafyaya ait bakliyat çeşitleri aromatik özellikler ve besin değerleri açısından dünya pazarında hala tercih sebebidir.

Özetle bakliyat, yağlı tohumlar geleceğin gıdaları için önemli tarım ürünleri olup mutlaka üzerinde çalışılmalıdır.

Tarımsal ihracat korkulan bir durum olarak algılanmaktan çıkarılmalıdır. Coğrafyamıza uygun olmayan ürünler dışarıdan alınabilir. Binlerce yıldır bu coğrafyada üretilen tarımsal ürünlerin üretimi sürdürülebilir bir yapıya oturularak, katma değerli ürünlere dönüştürülmelidir.

Velhasıl tarım mühim bir uğraştır, hobi değildir, gelecekte daha da önem kazanacaktır, ama romantik tarafı değil ticari tarafı.

Benzer İçerikler

“Ben bu cihana sığmazam…”

Anadolu’nun Tat Belleğinden Geleceğe.. Tahıl Hafızası

Emeksiz Yemek Olur mu?

Ateşin Çocukları: Ormancılar…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir